Chie Shih Shuai: Kür Şad

Türk Kağanlığının (I.Göktürk Kağanlığı) hanedanı A-Shih-na (Aşina) sülalesidir. Bu hanedan sülalesinin ismi, dilimize yanlış bir şekilde “Asena-dişi kurt” anlamında girmiştir.

Aşina sülalesinin ve I.Göktürk Devletinin son kudretli Kağanı Shih-pi (Şipi-Sibir)’dir. 609 Yılında ölen babası Ch’i-min gibi Çin hayranı olmamış, Türk töresine ve halkına bağlı kalmıştır. Bu dönemde Çin’de hakim olan Sui Hanedanı, Göktürklere yüklü miktarda altın ve ipekli kumaş vererek kendi güvenliğini ancak sağlayabiliyordu. Çin bu durumdan kurtulmak için geleneksel taktiklerine başvurmak istedi. Shih-pi’nin kardeşi Ch’i chi (ÖGEL:Cici) Şad ile temasa geçerek onu güney bölgesinde Kağanlığını ilan etmesi için teşvik etmeye çalıştı. Ancak Ch’i chi Şad bu oyuna gelmediği gibi durumu ağabeyine aktardı. (ÖGEL-1977:25-27) Buna çok sinirlenen Shih-pi 615 yılında birkaç yüz bin atlısıyla Çin topraklarına hızla girip, Çin İmparatorunu Yen-men Yazlık Sarayında kuşattı. Çin yıllıklarının verdiği bilgilere göre Yen-men kalesinin kırk burcundan otuz dokuzu Göktürklerin eline geçmişti. Göktürk okları İmparatorun yakınına kadar ulaşmaya başlamış ve İmparator Yang büyük bir korku yaşamıştı. (TAŞAĞIL-2012/65) Bu durumdan kurtulmak için Shih-pi’nin hatunu olan Çin prensesi İ-ch’eng’e gizlice haber gönderilerek yardım istendi. İ-ch’eng devletin kuzeyinde isyan çıktığına dair yalan bir haber göndererek Shih-pi’nin kuşatmayı kaldırmasına sebep olmuştur. (Tung Tien -1069/A)

Shih-pi bu tarihten itibaren sürekli Çin’e akınlar düzenlemiş, Sui hanedanına karşı ayaklanan Çin soylularına açıktan destek vermiştir. Bunu Çinlilerin yöntemi gibi el altından ve ikiyüzlülükle yapmamıştır. Onun askeri ve siyasi atakları Çin’de Sui Hanedanının devrilmesinde etkili olmuş, yerini Tang Hanedanı almıştır. Ancak bu büyük Kağan 619 yılında aniden öldü. Oğlu Shen-po-pi yaşı küçük olduğu için Kağanlığa geçemeyip Şad olarak bölge komutanı konumunda kaldı. Shih-pi’nin yerine kardeşi Ch’u-lu Kağan oldu ve töre doğrultusunda İ-ch’eng hatunla evlendi. 621 yılında o da ölünce, İ-ch’eng hatunun etkisiyle oğlu Wo-she Şad yerine geçemedi. Shih-pi ve Ch’u-lu’nun kardeşleri İllig Şad, Hsie-li adıyla Kağan oldu.

İ-ch’eng sürekli entrikalarıyla töreye aykırı atamalara sebep olmuş, Aşina sülalesi içinde düşmanlık tohumlarını ekmiştir. Bu şekilde Doğu Göktürkler 619-629 arasında Çin entrikaları sonucu çok parçalı hale gelmişti. Aşina sülalesinden bir çok tigin (Prens-şehzade) aralarında mücadele ediyorlar, hepsi kendi bölgesinde hakimiyet kurmaya çalışıyordu. Bu çekişmeler en çok Tang Hanedanının işine yarıyor, kendi çıkarları doğrultusunda bazı tiginlere yaklaşıp diğerinin üzerine saldırmaya yönlendiriyorlardı. Büyük Kağan’a karşı isyan çıkması için Şad ve Tiginlere hakimiyet işareti olan sancak ve davul gönderiyorlardı. Bir çok oyun ile sülalenin ileri gelenlerinin ve onlara bağlı halkın birbirleriyle çarpışmalarını sağlıyorlardı. Bunlardan biri de Shih-pi’nin asıl hatunundan oğlu Shen-po-pi’ydi ve Tu-li adıyla Kağanlığını ilan etmişti. İllig Kağan’ın baskıları sonucu 629 yılında Çin’e sığındı. Chie Shih Shuai (Kür Şad) onun kardeşidir. Ağabeyi ile birlikte Çin’e gelmiş ve İmparator Tai Tsung’un huzuruna çıkarak Çin ordusunda küçük bir görev almıştı. Sonrasında saray muhafız birliğinde sanggün (orta rütbede bir komutan) oldu.

Çinliler, 630 Yılında İllig Kağan’ı bir av sırasında ani bir baskınla yenip esir ettiler (Bu savaşta İ-ch’eng hatun da ölmüştür). Halkıyla birlikte Çin’e getirerek Sarı Irmağın güneyine (Çin’in Kuzeyi) yerleştirdiler. Doğu Göktürk halkı üçe bölündü. Bir kol kuzeye gidip Töleslere katıldı. Bir boy Batı Göktürklere katıldı. Son boy ise güneye inerek Çin’e katıldı. (TAŞAĞIL- 2012/209)

Chie Shih Shuai muhtemelen Çin’e teslim olmalarına sebep olduğu için ağabeyine kızgındı. Her ne kadar komutan olarak bir çok ayrıcalığa sahip olsa bile, Çin esaretinden kurtulmak istiyordu. Bu nedenle Çin İmparatoru tarafından Shunchou Eyaleti Askeri Valisi olarak atanan Ağabeyi Tu-li Kağan ile arası açıktı. Tu-li’nin ise İmparatorla sıcak bir dostluğu vardı.

Tu-li Kağan 630 yılında İmparatora ziyarete giderken hastalanarak öldü. Yerine askeri vali olarak oğlu Ho-lo-hu atandı. Ho-lo-hu babasının aksine özgürlüğe inanıyordu. Chie Shih Shuai bir plan yaptı. Her gece muhafız birliğiyle gezintiye çıkan Çin Veliaht Prensi Li Chih’i bir baskınla ele geçirecek (Kimi kaynaklara göre prensin çıkışı için kapı açılınca içeri girip direk İmparator ele geçirilecek), Çin İmparatoruna karşı pazarlık için kullanacak. Prense karşılık halkını serbest bıraktıracaktı. Bunu başarırlarsa Ötüken’e, kendi topraklarına dönecekler ve yeğeni Ho-lo-hu’yu Kağan ilan edeceklerdi.

Kendileri gibi Çin İmparatorundan çeşitli makam ve rütbeler almış olan ve sadakatlerine güvenebileceği kırk Türk ile anlaştı. (Kaynaklarda kırk rakamının netliği yoktur. Tang Sülalesi Yıllıklarında kırkın üzerinde şeklinde geçer.) 13 Mayıs 639 günü Chie Shih Shuai ve yanındakiler gizlice sarayın bahçesine girdiler. Ancak aniden fırtına kopmuştu. Yağmur sağanak şekilde yağıyordu. Bu sebeple olmalı ki Çin prensi bir türlü saraydan çıkmadı. Planlarının öğrenilmiş olabileceğinden kaygılanarak (Kimi kaynaklarda sabahın yaklaşması sebebiyle) Çin sarayına saldırmaya ve doğrudan İmparatoru ele geçirmeye karar verdiler. Chie Shih Shuai ve yanındaki 40 yiğit, binlerce muhafız ile korunan Çin sarayına saldırdılar. Yüzlerce nöbetçiyi öldürerek korunaklı dört kapıyı açıp orta bölmeye geldiler. Okları bittiğinde kalkan ve kılıçlarıyla çarpışmaya devam ettiler. Ancak hala İmparator odasına ulaşılamamıştı. Ancak, saray muhafız birliği generali Wu-Wai kalabalık birliğiyle yetişti. Bu kadar kalabalıkla başa çıkılamayacağından, saray ahırına koştular. Birer seçkin at alarak dörtnala kuzeye sürdüler. Wei Irmağını geçerek kendi topraklarına ulaşmayı amaçlıyorlardı. Ancak önlerini sınır devriyeleri kesti. Peşlerinden muhafız birlikleri de geliyordu. Üstelik, fırtına ve yağmur sebebiyle Irmak taşmış, üstündeki köprüleri yıkmıştı. Çin birlikleriyle çarpışarak (Ho-lo-hu haricinde) hepsi uçmağa vardı. Chie Shih Shuai bu yürekli kalkışmada başarısız oldu ancak, üzerine ölü toprağı serpilmiş Türk halkının uyanması için ilk meşaleyi yakmış oldu. Torunlarından Kutlug, 681 yılında onun açtığı yoldan yürüyecek, Türk Budunu toplayıp Ötüken’de II.Göktürk (Kutluk) Devletini kuracaktı.

Chie Shih Shuai’in adını Tang Hanedanı Yıllığından öğreniyoruz. Bu nedenle Türkçe yazılışı veya okunuşunu bilemiyoruz. Kendisine “Kürşad” ismini Hüseyin Nihal Atsız bulmuştur. “Kür” dilimizde “Ok” demektir. “Şad” ise hanedan soyundan gelen beğ (bölge komutanı) anlamındadır. Atsız, bu kahramandan yola çıkarak “Bozkurtların Ölümü” isimli romanını yazmıştır.

Şenol SOYDAN

24 Nisan 2015-Kocaeli

 

“Bir yanda Çin ordusu, öbür yanda Vey,

Ortada Kür Şad! Olmaz böyle şey…

Kim derdi ki Kür Şad, kemikle etti?

O bir kişi değil, O bir devletti…

Bayraktı, vatandı, bir özge candı,

Tepeden, tırnağa kıpkızıl kandı…”

Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU

KAYNAKÇA :

1- ÖGEL, B. “Göktürkler’in Etnik Menşei”, V.T.T. Kongresi, 1956, Ankara.

2- ÖGEL, B. “Doğu Göktürkleri Hakkında Vesikalar ve Notlar”, Belleten, XXI/81-137, 1957, Ankara.

3- ÖGEL, B. “Türkler’de Devlet Anlayışı (XIII.Yüzyıl Sonlarına Kadar)”, 1982, Ankara (Başbakanlık Basımevi),

4- TAŞAĞIL, A. “Göktürkler”, Cilt I, S.65-69, TTK, 2012, Ankara.

5- TAŞAĞIL, A. “Göktürkler”, Cilt II – TTK/2012: S. 209-210, TTK, 2012, Ankara.

6- TAŞAĞIL, A. “Göktürkler (Çin Yıllıkları)”, Tung Tien-1069/A, S.108-109, TTK, 2012, Ankara.

7- GÜNDOĞDU, A. “Göktürk Yazıtlarının Değerlendirilmesi”, V. Milletlerarası Türkoloji Kongresi, 1985, İstanbul.

8- GÜNDOĞDU, A. “Türk Kültür Tarihi ve Milli Kültür”, Milli Kültür, S.19-20, Mart/1977, Ankara.

9- GÜNDOĞDU, A. “Cici Han”, Milli Kültür, S.25-27, Ekim/1977, Ankara.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: