Osmanlı’da Kardeş Katli

Fatih Sultan Mehmet’in döneminden önce de kardeş katli olayları yaşanmışsa da, Kardeş katlinin meşru bir hal alması, Fatih döneminde olmuştur. Fatih Kanunnamesinde, kardeş katliyle ilgili olarak şunlar yazmaktadır: ” Ve her kimseye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların Nizâm-ı Âlem için katl eylemek münasiptir. Ekser ûlema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar.’’

Kardeş Katli uygulaması hakkında olumsuz görüş belirtenler olduğu gibi, olumlu görüş belirten tarihçiler de vardır. Erhan Afyoncu, bir yazısında şunları söylemektedir:

“Kardeş katlinin meşrulaştırılıp, şehzâdelerin isyan etmeden öldürülmeleri, Osmanlılar’ı bütün Türk tarihi içerisinde farklı bir konuma taşımıştır. Bu sayede önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlılar’da bölünme yaşanmamıştır. Türk tarihi incelendiğinde devletlerin taht kavgaları sonucunda birçok parçaya ayrıldığı görülür. Birliğini sağlayıp, tek hükümdar otoritesini sağlayan Osmanlılar, bu sayede de Avrupa’ya karşı üstünlük kurmuşlardır.” 

Kardeş Katli uygulaması hakkında ne görüş belirtilirse belirtilsin, kesin olan bir şey var ki, kardeş katli uygulaması tarihimiz acı bir parçasıdır.

Kardeş katli sırasında büyük acılar yaşandığını inkar edecek olan herhalde yoktur. Ama bazen öyle şeyler yaşanmıştır ki, öğrenildiği zaman insanın hafızasında yer edinir ve kolay kolay unutulmaz. Fatih’in küçük kardeşini boğdurtması bunlardan biridir. Ünlü tarihçi Hammer, meşhur eserinde, Yavuz Sultan Selim, döneminde yaşanan şehzade katliyle ilgili olarak şunları yazar:

” Celladlar içeriye girdikleri zaman bu biçare çocukların en küçüğü dizüstü çökerek hayatının bağışlanmasını istirham ile günde bir akçe ile padişaha hizmet edeceğini söyledi. Alemşah’ın oğlu Osman ki yirmi yaşındaydı ve daha o yaşta yüksek hasletlerini gösteriyordu. Kendini tutmağa gelen celladlaraa karşı nefsini cesurca müdafaa etti; mücadele arasında o müdhiş takımın reislerinden birinin kolu kırıldı, bir diğeri öldürücü bıçak darbesi aldı .” 

Bilindiği üzere, Osmanlı padişahı III. Mehmet tahta çıktığında 19 erkek kardeşini öldürtmüştü. Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Sultanları adlı eserinde, yaşanan katliam hakkında şunları yazmıştır:

” III. Mehmet için, ilk sorun hepsi de sarayda olan, 19 erkek 27 kız kardeşinin kimileri hamile 200 dolayısındaki, haseki ve cariyenin tasfiyesiydi. Erkek kardeşlerinin kimisi bebek, en büyükleri 8-13 yaşlarındaydı. III. Mehmet!in saraydaki ilk gecesinde, şehzadeler kimi annesinin, dadısının kucağından alınarak, kimi kıskıvrak yakalanarak dairelerinden toplatıldı. Bir şehzadenin, gelen dilsizlere önündeki kestane tabağını gösterip, bari kestanelerimi yiyeyim dediği rivayet edilir. Anaların, dadıların cariyelerin göklere yükselen feryatlarını duymayan haremein ” dinsiz ve inafsız dilsizleri,” III. Murat’ın şehzadelerini, Karaağalar Dairesi’nin Dolaplıkubbesinde boğdular.” 

Buna benzer örneklerin sayısını arttırmak mümkündür.

Osmanlı padişahları, kendi kardeşlerini öldürmekten, başkalarına zarar vermekten hoşlanan insanlar değildiler. Mesela Fatih Sultan Mehmet, kardeş katlini meşrulaştırmıştı, ama aynı padişah, Bosna Fermanı gibi bu gün bile insan hakları konusunda örnek gösterilen bir işe de imza atmıştı. Yine biliyoruz ki, Osmanlı, yönettiği bölgelere barış ve huzur getirmiştir. İşte kardeş katli bu huzur ortamının oluşması adına ödenmiş, bizlere canavarca gelen ağır bir bedeldir.

Batuhan

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: