Rus Tarihinin Akışını Değiştiren Lider: Büyük Petro

Büyük Petro, 1672 yılında Moskova’da doğdu. On yaşında ağabeyi ile beraber tahta çıkmasına rağmen, ancak yedi yıl sonra, bir saray darbesi sonrasında ülkenin kaderi hakkında tek başına söz söyleyebilecek konuma geldi. 1725 yılında öldüğünde ardında bıraktığı ülke, eskisine oranla çok daha farklıydı.

Osmanlı tarihçileri ondan, bahsederken “Deli” kelimesini kullanmıştır. Buna karşın Petro’nun deli olduğunu söylemek çok güçtür. Yine Petro’nun normal bir insan olduğunu söylemek de güçtür. Petro, garip bir insandı. İki metre boyunda olmasına rağmen, aşırı küçük elleri vardı. Yürürken zorlanan Petro bir çok tike de sahipti. Sadece görüntüsü değil, davranışları da alışılmışın dışındaydı. Protokol kuralarına saygı duymaz, sıradan askerlerle aynı masada yemek yiyebilirdi. Savaş sırasında bizzat top ateşleyebilirdi. Geleneklere fazla saygı duymadığı gibi, özellikle geleneksel yaşamı benimsemiş olanları kızdıracak davranışlarda bulunurdu. Kimliğini gizleyerek, bir gemide alt rütbede çalışabilirdi. Çok iyi birisi olabildiği gibi, çok acımasız birisi de olabilirdi. Ama onun en belirgin özelliği bir şeyleri öğrenmeye olan büyük tutkusuydu.

Petro, bilimin bir çok alanına ilgi duyuyordu. Ama onun en çok ilgilendiği şey gemilerdi. Petro gemilere ilgi duyuyordu ama küçük bir sorunla karşı karşıyaydı, Rusya’nın denize kıyısı yoktu. Aslında, bu yanlış bir tanımlama olabilir, Rusya’nın buzlarla kaplı olan bir kıyı bölgesi vardı. İşte bu yüzden, ders kitaplarında sıkça bahsedilen, sıcak denizlere inme politikasını başlatan ve Rus donanmasını kuran kişi oldu.

Petro’dan önce Rusya, yoksul  bir ülkeydi. Tarım dönemine kıyasla ilkel yöntemlerle yapılıyordu. Rusya, çok geniş topraklarla sahip olmasına rağmen, gerekli yollara sahip değildi. Bilim ve teknoloji çok geriydi. Ondan önceki Rus ülkesinin durumunu anlatmak amacıyla, daha pek çok örnek vermek mümkün. Ama kesin olan şey, Rusya’nın yerinde saydığı, batının ise sürekli geliştiği gerçeğidir.

Petro’nun batı ile tanışması, Alman hocaları sayesinde oldu. Petro, Avrupa’nın ilerlediğini fark etmiş ve kendi ülkesinin gelişmesi için bir şeylerin değiştirilmesi gerektiğini anlamıştı. Bu gerçeği kimliğini gizleyerek çıktığı Avrupa seyahati sırasında da gördü. İşte bu yüzden, en önemli icraatları, batılılaşma yönünde attığı adımlar oldu.

Petro, ülkesinin gelişmesi için bir şeylerin değiştirilmesi gerektiğini fark etmişti ama bu yeterli değildi. Bu düşünce eyleme de dönüşmeliydi. Petro, pek çok alanda reform yaptı. Kendi başına da bela olmuş olan ve bazı tarihçiler tarafından Yeniçerilere benzetilen, Strelitz muhafızlarını tarih sahnesinden sildi. Modern okullar açtı ve eğitim sistemini laikleştirdi. Batıya öğrenciler gönderdi. Kilisenin güç kaybetmesini sağladığı gibi, Rus takvimini Avrupa’da kullanılan takvime uygun hale getirdi. İlk Rus gazetesi olan Vedemosti onun döneminde yayın hayatına başladı. Yazı ve rakamlar konusunda düzenlemler yaptı. Bir çok batı eserini, Rusça’ya tercüme ettirdi. Hatta bir defasında bu çeviri faaliyetlerini desteklemek adına, bir mimari eserini kendisi çevirmeye başladı. 1 Kılık-kıyafet konusunda reform yaptı. Batı tipi modern bir şehir inşa ettirdi.

Petro’nun batı düşüncesinden etkilenip, reformlara girişmesi, herkesi mutlu etmemişti. Kendi oğlunun da içinde bulunduğu bir kesim, onun reformlarının dine aykırı olduğunu düşünüyordu. Bu karşıtlığa rağmen, bir kesim de batı tarzı yaşamı benimsemek konusunda istekliydi. Batı tarzı yaşamı benimseyenler ile Petro’ya karşı olanlar arasında böyle bir zıtlığın olması ileride yaşanacak mücadelenin de habercisi gibiydi. Gerçekten de ileride Osmanlı’nın da başını fena ağrıtacak olan Panslavizm, dini boyutu ağır basan bir akım olduğundan Petro’nun reformlarına cephe alıyordu. Bu düşünceyi benimsemiş olanlara göre Petro, Rusya Tarihin akışını değiştererek ülkesine büyük kötülük etmişti. 2

Petro iddia edildiği gibi ülkesine kötülük mü etmişti? Bu soruya verilmesi gereken cevap, hayır cevabıdır. O pek çok kesimi karşısına almak pahasına, ülkesini ileri taşımak istemişti. Çünkü o değişimin kaçınılmaz olduğunu görüp, yeni bir Rusya inşa etmişti. Bu Rusya bütün karşı harketlere rağmen, bir daha asla eski Rusya olmayacaktı. Peki, Petro düşlediği Rusya’yı inşa edebildi mi? Bu soruya İlber Ortaylı’nın şu cümlesi ile cevap vermek yerinde olacaktır: “Akarsu tersine de akmaz, dahası akacağı yeri inkılapçılara da tesbit ettirmez. “3

Batuhan AĞAŞ

Dipnot

1) Leyla ŞENER, “Büyük Petro Dönemi Rusya’da Çeviri Faaliyetleri”, Tarih Okulu Dergisi, Eylül 2013, s. 570

2) Nadir DEVLET, Nesrin SARIAHMETOĞLU ( edt.), Rusya Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Ankara, 2013, s. 154
3) İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015 s. 31

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: