Peçenekler

(I. BÖLÜM)

Peçenekler, Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lügati’t-Türk isimli eserinde Oğuzların 19. Boyu olarak gösterilir. Arap müellifi İstahri, onların Anadolu Selçukluları ve Kumanlarla hemcins (aynı kökenden) olduklarını bildirir. İbn Hordadbih “Hudud” boyunda yaşayan kavimler arasında Dokuz Oğuzlar, Kanklılar ve Guzlar ile beraber Peçenekleri de sayar. Gerdizi 1052 de el-Bekri 1094 de Peçenek yurdunun yeri, ulaşım yolları ve komşuları hakkında bilgi verirler. Korkut, Kaydu, Karabay, Çoban, Küre, Turak gibi Başbuğ isimlerinden tipik Orta Asya bozkır temsilcilerinden oldukları anlaşılır. Reşideddin’e göre Peçenekler Gök-Hanın neslinden gelirler (A.N.KURAT:1937).

Peçenekler 6. Yüzyıldan 8. Yüzyıl ortasına kadar Türk Kağanlığına (Göktürkler) bağlı olarak Sır Derya ile Ural (Peçenek) Dağları arasında yaşıyorlardı. 745 yılında Uygur ve Kırgızların Türk Kağanlığına son vermesi üzerine, bölgede yaşanan hakimiyet mücadelelerinde başarılı olamadılar. Bu dönemde İrtiş boylarında yaşayan Kıpçaklar (Kumanlar) batıya doğru hareketlenmiş, Karluklar Sır Derya boylarını işgal etmişti. Karlukların bölgeyi sıkıştırması Oğuzların On-Ok boyu (Uzlar)nun yayık Nehri civarında Peçenek bölgesine girmesine sebep oldu. Uzlarla girdikleri mücadeleyi kaybeden Peçenekler Deşt-i Kıpçak (Güney Rusya) bozkırlarına ilerlediler (860). Bu dönemle ilgili en sağlıklı bilgileri Doğu Roma İmparatoru Konstantin VII. Porphyrogennitos’un “De Administrando Imperio” isimli eseri verir.

Peçenekler Deşt-i Kıpçak’a gelince, bölgede hakim olan ve ağırlıklı olarak ticaretle geçinen Hazar Devletinin ticari yollarını kontrollerine aldılar. Hazar Devleti son zamanlarını yaşadığından, askeri gücü oldukça azalmıştı. Bu nedenle Peçeneklere karşı (Günümüz Moldova-Ukrayna arasında yaşayan) Macarlardan yardım istediler. Ancak, Hazar-Macar kuvveti Peçeneklere karşı başarılı olamadı. Hazar Devletinin yıkılmasının en büyük sebebi Peçeneklerdir diyebiliriz. Yenilen Macarların başındaki Arpad, halkını alarak Doğu Avrupa yönünde çekilmek zorunda kaldı (889). Bu şekilde Peçenekler de Avrupa kapılarında göründüler.

890-900 yılları arasında Doğu Roma hem Araplarla hem de Bulgarlarla mücadele halindeydi. Bulgarlara karşı Macalar ile anlaşma yapınca, Bulgar Kralı Simeon da Macarlara karşı Peçenekleri savaşa çağırdı (895). Peçenek baskısıyla Macarlar Pannonia’ya gidip kendilerine bölgeyi yurt edindiler. Doğu Roma ise entrikalarla Peçenekleri kandırıp Bulgarlar’a karşı kullandı. Bulgarlara karşı savaşmak için gelen Peçenek birlikleri, kendilerini Tuna’dan geçirecek olan Roma komutanları arasındaki anlaşmazlık üzerine, Bizanslılarla iş yapılmayacağını söyleyerek ayrıldılar ve Bulgarlar Doğu Roma ordularını büyük bir bozguna uğrattılar (917).

En eski Rus Vakayinamelerinde; 915 yılında Peçeneklerin ilk defa Rus yurduna geldikleri ve Kiev’de kuşattıkları İgor ile barış yaparak Tuna yönünde ilerledikleri kayıtlıdır. Ancak, barış çok kısa sürmüş, 920 yılında İgor döneminde Rus-Peçenek savaşları yaşanmıştır. Ruslar, bölgeye Kıpçaklar (Kumanlar) gelene kadar sürekli Peçeneklerle mücadele etmişler, kimi zaman bazı boylarla anlaşma yaparak ücret karşılığı askeri hizmetlerinden faydalanmışlardır. İgor 944 senesinde Bizansa karşı sefer açarken birçok ücretli Peçenek kıt’alarını da yanına almıştı. De Adm. İmp. da deniliyor ki: “Bu kavim (Peçenekler) kuvvetli olduklarından, Ruslar bunların zararından kurtulmak ve onlardan yardım alabilmek için bunları müttefik edinmeğe çok gayret ederler, ki bu suretle hem onların şerrinden kurtulsunlar, hem de onlardan yardım alabilsinler…” (A.N.KURAT:1937)

Gerdizi: “Onlar (Peçenekler) her taraftan kuşatılmıştır. Şarktan- Kıpçaklar, garbî cenubdan Hazarlar; garbten Slavlar; bütün bu kavimler Peçenekler üzerine hücum edip onları esarete götürürler ve (küleliğ) satarlar. Bu Peçeneklerin hayvan sürüleri vardır; onların atları ve koyunları, birçok altın ve gümüş (tabakları), silâhları vardır. Onlar gümüş kemer taşırlar. Onların harb esnasında havaya kaldırdıkları süngü ve bayrakları vardır; harp esnasında çaldıkları trampetleri öküz kafası şeklinde yapılmıştır (Barthold tercümesi). Peçenek memleketine giden yollar çok güç ve nahoştur; eğer (bir kimse) oradan başka bir memlekete gitmek islerse at tedarik etmek mecburiyetindedir; çünkü onların memleketinden başka bir vasıta ile, yolların fena olmasından dolayı, ata binmeksizin gitmek mümkün değildir, Tüccarlar oraya giderken hiç bir yolu takib etmezler, çünkü bütün yollar ormanlarla kapalıdır; onlar (tacirler) yolları yıldızlara bakarak tayin ederler.

“De Administrando Imperio”ya göre Peçeneklerin Sekiz Uruğu ve dönemin Başbuğları:

Şenol SOYDAN
25/06/2015 – Kocaeli

 

(II. BÖLÜM)

İmparator II. Basileios “Bulgar Kasabı” Bulgaristan’ı tamamen ele geçirince (1018) Doğu Roma ve Peçenekler komşu oldular. Bu tarihten sonra Doğu Roma sürekli Peçenek akınlarına ve talanlarına maruz kaldı.

1045 den sonra Peçenekler kendi içlerinde iktidar mücadelesi yaşamaya başladılar. İmp. Constantin Monomakhos bu durumu yakından takip etti. Asil bir soydan gelen ancak çok fazla askeri başarısı olmayan Başbuğ Turak ile halktan biri olan ancak Uzlara karşı çok büyük askeri başarıları ve cesaretiyle öne çıkan Başbuğ Kegen arasındaki sürtüşmeyi körükledi. Turak bir tuzak ile Kegen’i öldürmek istedi. Bunu haber alan Kegen bataklıklarda saklanarak tuzaktan kurtuldu ve kendisine bağlı iki boyu alarak Doğu Roma İmparatoruna sığındı. Monomakhos, Hristiyanlığı kabul eden Kegen’in vaftiz babası oldu. Kendisine Bulgaristan bölgesinin yönetimi ve komutanlığını verdi.

Kegen, bu gücü elde eder etmez Turak’a bağlı boydaşlarına çok kanlı seferler düzenledi. Erkekleri öldürüp kadın ve çocukları köle olarak sattı. 1048 de Turak İmparatora elçi göndererek kendisiyle yapılan müttefiklik anlaşmasına uyarak Kegen’i teslim etmesini, aski halde savaşa hazır olmasını bildirdi. 1048 yılı kışında Turak Doğu Romaya girerek büyük bir yağma hereketine başladı. Kegen ona karşı vur kaç tektikleri kullandı. Ancak Turak’ın ordusunda yayılan Epidemik dizanteri sonucu savaşacak halleri kalmadığından Kegen’e teslim olmak zorunda kaldılar. Esir Peçenekler Bulgaristan’daki boş arazilere yerleştirildi. Kendilerinden çiftçilik yapmaları ve savaş zamanı atlı kıtalar oluşturmaları istendi.

Bu tarihlerde Anadolu’da Selçuklu akınlarına karşı Doğu Roma bir türlü başarı sağlayamıyordu. Bu hızlı hareket eden atlı birlikler, iyi asker ve süvari oldukları, ani ve yıkıcı saldırılardan sonra yine aynı hızda kayboldukları için, onlarla bir tek Peçenek atlılarının boy ölçüşebileceğini düşünen İmparator, Peçenekleri Batı Bulgaristan ve Makedonya ile Köprülü arasına iskan ederek yerleşik hayata geçirdi (1048).

Tuğrul Bey’in Anadolu topraklarına ve Kafkas güneyine saldırıları devam ederken, İmp. Constantin Momonakhos Peçeneklerden 15 bin kişilik atlı birlik oluşturulmasını ve Ermenistan sınırındaki birliklere yardımcı olarak gönderilmesini istedi.

Turak ile birlikte esir olan ve İstanbul’da bulunan 140 Peçenek başbuğlarından dördü; Katalim (Kataleym), Karama, Sülce ve Selte’nin emrine verilen ve iyi atlar, silahlar ile teçhiz edilmiş Peçenek birliği İmparatorluk gemileriyle Üsküdar’a geçirildiler.

Peçenekler Bulgurlu (Hrisopole) yakınlarında aniden durdular. Kendilerine başbuğlarından başka birinin emir vermesinden, başka bir ülkenin emri altında olmaktan rahatsızdılar. Uçsuz bucaksız bozkırlardaki özgür hayatlarını ve Bulgaristan’a yerleştirilen boydaşlarını özlüyorlardı. Aralarında küçük bir kengeş (danışma toplantısı) düzenlediler. Roma adına başka birileriyle savaşmaktansa, kendi topraklarında Roma ile savaşarak gerekirse bu uğurda ölmenin daha doğru olduğuna karar verdiler. Başta dört Peçenek Başbuğu olmak üzere 15 bin (Kimi kaynaklarda 17 bin) Peçenek hafif zırhlısı İstanbul yönünde atlarını sürdüler. Kendilerini Anadolu yönünde geçiren gemiler ortalıkta yoktular. Ne yapacaklarına karar vermeye çalışırlarken Başbuğ Katalim gür sesiyle “Kendisinin ve soyunun geleceğini düşünen beni takip etsin” diyerek atını İstanbul Boğazına sürdü. Peçenekler Hazar Bölgesi Sır Derya (Seyhun) civarındayken, Deşt-i Kıpçak’a geldiklerinde, Sivastopol bölgesinde, Ukrayna bozkırlarında, Tuna Boylarında ve bulundukları tüm bölgelerde nehirleri bu atlarla geçerler, köprüye ihtiyaç duymazlar. Peçenek atları (Tarpan) çok iyi yüzerler. Bu atlar, taylıklarından itibaren içinde bulundukları sürülerin nehirleri yüzerek geçmesi sebebiyle, iyi yüzücü olarak yetişirler ve sudan korkmazlar.

Katalim’in peşinden boğazın serin sularına atlarını süren hafif zırhlı Peçenek ordusu, St. Tarasiya kilisesi civarında karaya çıktı. Hızla ilerleyerek Silistre civarına geldiler. Bulgaristan ve Makedonya bölgesindeki boydaşlarına da haber gönderdiler. Yerleşik hayata alışamayan bu boylar da toplanıp onlara katıldı. Tuna’nın Karadeniz’e yakın verimli bir bölgesi olan Şumnu civarını (Yüztepe) işgal ederek yerleştiler.

Şenol Soydan
29.06.2015 – Kocaeli

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: