Alp ve Alperenler

Alp ve Alperenler

Türkçenin farklı kollarında ve lehçelerinde genel olarak Alp sözcüğü “Kahraman, cesur, ve yiğit” anlamında kullanılır. (Karatay 2010: 17‐26)

Anadolu, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Gagavuz ve Karakalpak lehçelerinde “Alp” olarak, Çuvaşça’da “ulıp”, Kazak, Tatar ve Hakas lehçelerinde “alıp” şeklinde kullanılır. (Bayram 2010: 83)

“Alp” unvanı, Müslümanlığın kabulüne kadar bütün Turani coğrafyalarda kullanıldı. Kimi zaman Kağanlara direk isim olurken, kimi zaman da daha düşük rütbedeki komutan ve yöneticiler için kullanılmıştır (Köprülü 1997: 380). Farklı zaman dilimlerinde önemini hiç kaybetmedi. Milattan önce Alp Er Tonga destanlarında Göktürk ve Uygur döneminde Alp Kül Bilge, Kutluk Alp gibi örnekleri varken Türkiye Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Konur Alp ve Karamürsel Alp gibi unvan özelliğini devam ettirmiştir. Müslümanlığın kabulünden sonra ise Alp-Eren ve Alp-Gazi olarak devam etmiştir. (Kaplan 1985: 112). Alp ve Alperen şahıs ismi, sıfat ve unvan olarak çok geniş bir yelpazede kullanım alanı bulmuştur (Köprülü 1997: 379).

Bozkır yaşamının doğası gereği savaş her an kapıdadır. Bu nedenle sürekli hazır ve tetikte olunması gerekir. Avrupa, Çin, Mezopotamya ve Mısır gibi yerleşik kültürlerin aksine bozkırda taraflar çoğunlukla süvaridir. Sayılan yerleşik kültürlerde devletlerin arasındaki ilişkiler, bozkıra göre tam anlamıyla ağır çekimde işler. Aralarındaki sürtüşmeler, elçilerin gidip gelmesi, savaş ilanı, asker toplanması, askerin teçhiz edilmesi, ordunun yiyecek ve lojistiğinin sağlanması, bu malzemelerin sevkiyatı için araçların ve büyükbaş hayvanların organize edilmesi vs. uzun bir süreçtir. Kimi zaman savaşa karar verildikten ancak bir yıl sonra ordular karşı karşıya gelebilmekteydi. Oysa bozkırda, düşman hakimiyet alanının bir ucunda göründüğünde, kuzet (Gözcü Kulesi) ve sakçılarınız yok ise bir iki saat içinde düşman obanızı basmış olur. Bu nedenle bozkırda savaş süreğen kabul edilmek zorundadır.

Bu ortamda Alplar (Alpler), liderlik ve savaşçılık yetenekleriyle öne çıkarlar. İyi biniciler olarak, başta yay ve ok olmak üzere tüm savaş aletlerini çok iyi kullanırlar. Zor durumlarda, kişisel savaş becerileri ve kahramanlıklarıyla budunu (halkı) esenliğe kavuştururlar. Uzun boylu, bahadır ve güçlüdürler. Aralarında kan davaları sürer. Ozanlık yeteneklerini haiz olanları vardır. Kadınlar tüm bu özellikler açısından erkeklerden geri kalmaz. Konfederasyon şartlarında bir alpın çevresinde daha alt düzeyde alplar toplanır. En üstteki alpla bağımlı alpları arasında gelişigüzel olmayan ve bir hukuka dayanan ilişkiler sistemi vardır. Büyük alp belli dönemlerde kendisine bağlı küçük alpları toplayarak şölen düzenleyip ziyafet verir (Köprülü 1997: 382).

Alp tipine ilk örnek Oğuz Han’dır. Oğuz, dünyaya Tanrı tarafından düzeni sağlaması için gönderilmiştir. Doğumu, evlenmesi, silahları, atları ve savaş yeteneği doğa üstüdür. Bünyesi çocukluğundan itibaren olağandışı gelişim seyri izlemiştir (Ögel 1995:285-936)

İslamiyet ile birlikte Alplar (Alpler) yanına “Eren” unvanı alıp, dini bir geçerlilik kazanarak aynı işlevlerini devam ettirmiştir.

Şenol SOYDAN

22/06/2015 – Kocaeli 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: