Galileo Galilei Kimdir?

Dünya tarihinde 16.yüzyıl yeni buluşların çağı olarak karşımıza çıkarken, 17.yüzyıl ise bilimsel gelişmelerin hızla arttığı ve bununla birlikte bilimsel yayınlarının gelişmeye başladığı çağ olmuştur. 16.yüzyıldan 17.yüzyıla geçişte yaşayan Galileo Galilei böylesi bir dönemin şüphesiz en önemli ilim adamı olmuştur.

Galileo, 1564 yılında İtalya’nın Pisa şehrinde doğmuştur. Babası dönemin tanınmış lavtacı müzisyenlerinden biri olup, soyu kendinden yaklaşık 200 yıl önce yaşayan ve adı ve soyadının kaynağı olan büyük dedelerinden önemli siyasetçi Galileo Bonaiuti’ye dayanmaktadır. Yükseköğrenimine babasının isteğiyle 1581 yılında Pisa Üniversitesinde tıp eğitimi ile başlayan Galileo, 1583 yılında çocukluğundan beri ilgi duyduğu matematik alanına geçiş yapmıştır.

Özellikle küçük kardeşinin ekonomik sıkıntılarının yaratmış olduğu durumun etkisiyle para edecek buluşlar gerçekleştirmek istemiş, bu da ilgi duymuş olduğu alanda ilerlemesini sağlamıştır. 1586 yılında hidrostatik alanında bir kitap yayımlayarak ilgi çeken Galileo, buradan hareketle Termometre’nin öncüsü olan Termoskop’u icat edecektir. 1589 yılında Profesör unvanını alan Galileo, Pisa Üniversitesinde Matematik Bölüm Başkanı olmuştur.

1592 yılında Padova Üniversitesine geçen Galileo 1610 yılına kadar burada geometri, mekanik ve astronomi eğitmenliği yapmıştır. Alanında büyük ilerleme kaydettiği bu dönem içinde gerek temel bilimlerde gerekse pratik uygulamalarda bilimsel gelişmelere önemli katkılar sunmuştur. 1597 yılında pusulayı ticari olarak piyasaya sunmuş, 1600 yılında ise bir termometre (termoskop) ve kalp atışını ölçen bir sarkaç yapmıştır. Hareketin kinematiği üzerine önemle duran Galileo, 1604 yılında kısmi hataları olan kitabında serbest düşüşün matematik kanunlarını ortaya koymuştur. Yerçekim kuvveti diye anılacak olan bu gelişmenin ardından modern bilimin önü iyice açılmış ve bundan itibaren doğa kanunlarının matematiksel ifadelerle açıklanması ihtiyacı giderek artmıştır.

1609 yılında Hollanda’da teleskopun icat edildiğini öğrendikten sonra kendisi bunu daha da geliştirerek astronomi gözlemleri için kullanmıştır. Bu sayede kendisinin öncülüğünde astronomi alanında önemli gelişmeler kaydedilmiş, bu alanda yayımladığı bir kitap sayesinde Floransa’da saray matematikçisi olmayı başarmıştır. Astronomiye duymuş olduğu ilgi bundan sonra adından sıkça söz edilmesini sağlayacak kuramları dile getirmesini sağlamıştır. Ancak Galileo’nun sözünü ettiği şeyler, Hıristiyan din adamlarının söylemleriyle çeliştiği için üzerinde büyük bir baskı oluşmuştur.

1611 yılında Roma’da Bilim Akademisine seçilmiş, Floransa’ya dönüşünde yayımladığı kitapta Copernicus’un teoremlerini savunarak, bilim dünyasını ikiye bölmüştür. Bunun yanında papazların da düşmanlığını kazanmıştır. Papazlar ile olan zıtlıkları yüzünden 1615 yılında Roma’ya Vatikan’a giderek papalığa bizzat savunma yapmak zorunda kalmıştır. Papa 5.Paul, 1616 yılında Galileo’nun kitapları için bir tetkik komisyonu kurdurmuştur. Papa, Galileo’nun “Dünya’nın Döndüğü” iddiasından vazgeçmesini istemiş, bunun kutsal kitaba aykırı ve baştan aşağıya sapıklık olduğunu söylemiştir. Galileo, bundan sonra bu konu hakkında konuşmaktan vazgeçmiş ve daha çok bilimin pratik kısmına yönelmiştir.

1616 yılında mikroskobu geliştiren ve bu konu üzerinde çalışmaya başlayan Galileo, astronomiden kendisini alamamış ve 1618 yılında görülen kuyrukluyıldız üzerinden yeniden papazlar ile tartışmaya girişmiştir. Cizvit misyonerleri Galileo’dan etkilenmiş ve Çin’e yerleşen misyonerler bu alanda fikirler üretmişlerdir. Bu kapsamda Hıristiyan dünyasında o ana kadar daha çok rağbet gören Ptolemaios’un sistemi yerine Tycho’nun karma sistemi kabul edilmiştir. Bu sistem, Galileo’yu desteklememesine rağmen gezegenlerin güneşin etrafından döndüğü, güneşin de dünyanın etrafında döndüğü görüşü savunulmuştur.

Aynı zamanda arkadaşı da olan 8.Urban’ın Papa seçilmesinden sonra bundan cesaretle Galileo yeniden ve daha şiddetli biçimde Copernicus fikirlerini savunmaya ve hakikati söylemeye başlamıştır. Ancak daha önce yapılan Kilise uyarılarını dikkate almayan bu söylemler 1632 yılında yeniden Roma tarafından mahkemeye çağırılmasını beraberinde getirmiştir. “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eseri Engizisyon tarafından 1633 yılında yasaklanmış ve Galileo Galilei müebbet hapse mahkum edilmiştir. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrilen Galileo, bu süreçte mekanik ile ilgili “İki Yeni Bilim” isimli eserini yazmış ve burada kırk yıl öncesinde yaptığı kinematik ve maddenin kuvveti ile ilgili çalışmalara yer vermesinin yanı sıra “rezonans” kavramını ilk defa irdelemiş ve dalga girişimlerini açıklamış, böylece bilim dünyasına en önemli katkılarından birini yapmıştır. 1638 yılında tamamen kör olan Galileo 1642 yılında hayatını kaybetmiştir.

Bilimsel Devrim’in en önemli adamı olan Galileo’nun kuramları, yıllar sonra fizik dünyasının duayenleri kabul edilen Newton ve Einstein’in teorilerinin yapı taşlarını oluşturmuştur. Günümüz bilim dünyasının yaşayan en saygın kişisi konumundaki Stephen Hawking de onun “Modern Bilimin Doğuşunu” sağlayan kişi olduğunu vurgulamaktadır. Dört asır öncesinde giriştiği bilimsel çalışmalarla kendisinden sonraki bilimsel çalışmaları aydınlatan Galileo için bugün “Bilimin Babası” ve “Modern Fiziğin Babası” gibi lakaplar kullanılmaktadır.

Umut EKER – 25/09/2017

Umut Eker

1981 İstanbul doğumlu. 2002 yılından beri Elektronik Öğretmeni olarak görev yapıyor. 2012-2016 yılları arasında eğitim aldığı İ. Ü. AUZEF Tarih programını birincilik derecesiyle bitirdi. Herhangi bir alana yönelmeksizin 5000 yıllık dünya siyasi tarihi konusunda araştırmalar yapıyor ve yazıyor. Bu kapsamda "Geçmişin Işığında" adlı yayınlanmamış iki ciltlik bir derleme kitabı var. Üçüncü ve son cildi üzerinde çalışmaları sürüyor.

Düşünceleriniz bizim için önemlidir. Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz...

%d blogcu bunu beğendi: