Eski Türkler

Avar Kağanlığı (562-822)

Avarlar, 560 yılında Dinyeper-Dinyester arasındaki bölgeye egemen olurken 561 yılında Bayan Kağan önderliğinde Pannonia bölgesine gelmişler ve burada devlet teşkilatlarını kurmuşlardır. Avar Kağanlığının kuruluş yılı birçok kaynak tarafından 562 olarak kabul edilir.

Avarların kökeni hakkında oldukça fazla söylenti olsa da bu grubun çok uluslu olduğunu ve idaresinde etkin olanın Akhunların çökmesiyle birlikte onlardan ayrılan Uar kabilesi olduğunu söyleyebiliriz. Yine Göktürklerin Juan-Juanları (Cürcenler) yenmesiyle birlikte onlara bağlı olan bazı kabilelerde bu gruba mutlaka dahil olmuşlardır. Çünkü Juan-Juanların itaati altında en batısında birçok Ting-ling ailesi vardı. Ting Lingler, bugün Türk dil grubu içinde yer alan ulusların atası olan Ogur boylarının mensup olduğu en eski grup ismidir. Bunlar ilk batıya göçleri sırasında Hazar denizi etrafına geldiler ve burada Uar kabileleri tarafından kontrol edilmeye başlandılar. Ogur boyları olarak nitelendirdiğimiz Türk boyları Kafkasya, Karadeniz ve Balkanlara kadar yayılmışlar ve böylece Uarlar idaresinde bölgeye gelen bu boylar soydaşlarıyla karşılaşmışlardır. Avarların itaati altına girmekte tereddüt etmeyen ilk Ogur boyu Kutrigur (Dokuz Ogur boyu) olmuştur.

557 yılında Sabirleri parçalayan ve 558 yılında Güney Rusya düzlüklerinde gözüken Avarlar, siyasi oluşumlarının ilk başlarında Bizans İmparatorluğu ile temasa geçmişler ve onların müttefiki olmuşlardır. Bunun asıl nedeni asıl Bizans’ın gelenekselleşmiş, kendine tehdit olarak gördüğü güçleri birbirine kırdırma politikasıdır. Bizans İmparatoru Justinianus’un da dış siyaseti kuzeyden gelecek saldırılara karşı onları bölmek amacına dayanıyordu. Bizans, bu sıralar Slav ve Bulgarlar ile mücadele etmek zorunda kaldığı için, Avarlara vergi vermek suretiyle onlara karşı mücadelede destek almak istemiştir. Bizans yine bu şekilde Bulgarları teşkil eden iki grup olan Dokuz Ogur (Kutrigur) ve Otuz Ogur (Utrigur) kabilelerini birbirine karşı düşürerek Bulgar tehlikesinden korunmaya çalışmıştı.

Avarlar, 560 yılında Dinyeper-Dinyester arasındaki bölgeye egemen olurken 561 yılında Bayan Kağan önderliğinde Pannonia bölgesine gelmişler ve burada devlet teşkilatlarını kurmuşlardır. Avar Kağanlığının kuruluş yılı birçok kaynak tarafından 562 olarak kabul edilir. Bundan sonra Bizans İmparatoru Justinianos’dan Tuna bölgesine yerleşmek için izin isteseler de bu durum kabul görmemiş ve daha batıya ilerlemek durumunda kalmışlardır.

Pannonya’ya yerleşen Avarların baskısı sonucu Lombardlar dediğimiz Germen kavimi de Pannonya’yı terk etmek zorunda kalmış ve Alpleri aşarak İtalya’nın kuzeyine yerleşmeye başlamışlardır. Yani Lombardlar, Avarların tazyikiyle Kuzey İtalya’yı istilaya başlamışlardır. Lombardlara çok kısa değinecek olursak Avrupa Hun İmparatorluğu yıkıldıktan sonra onların tabiyeti altından çıkan Gepid kavminin de onlara katıldığını söylemekte fayda vardır. Gepidler, Avrupa Hun İmparatorluğunun parçalanmasında etkin rol oynayan bir boydur.

Bayan Kağan önderliğindeki Avarlar, Orta Avrupa’da oldukça güçlendikten sonra Bizans’tan yeniden toprak talep etmişler ancak yine bu istekleri kabul görmemiştir. Bunun üzerine Avarlar, Bizans’ın en önemli şehirlerinden biri olan Sirmium kentini alabilmek için mücadeleye başlamışlardır. Bizans İmparatoru Justinianos’un zaferler ve fetihlerle geçen iktidarı sonrası Tiberios döneminde (578-582) Bizans İmparatorluğu, çok cephede mücadele etmenin sonucu olarak son dönemde kazandığı toprakları kaybetmeye başlamıştır. Mesela bunlardan en önemlisi İspanya’daki topraklarının büyük kısmı Vizihotların eline geçmiştir. Sirmium da böylesi bir şekilde Avarların eline geçmiştir. Henüz siyasi bir birlikleri bulunmayan Slavlar, böylesi bir dönemde Balkanlarda yerleşmeye başlamışlar ve genel olarak Avarların koruması altına girmişlerdir.

Bizans İmparatorluğu’nda Tiberios’un kısa hükümdarlığı ardından başarılı bir asker olan Mavrikios’un dönemi (582-602) başlamış olsa da o da özellikle ilk yıllarda Avarlara karşı başarı sağlayamamıştır. Sirmium’dan sonra 584 yılında Viminacium ve Singidunum’u (Belgrad) da ele geçiren Avarlar, Slavlar ile birlikte hareket ederek Uzun Sur önlerine kadar gelmişlerdir. Avarların desteğini arkasına alan Slavlar, Selanik’i kuşatmışlar ve Teselya ve Peleponnes’e kadar akınlar yapmışlardır.

Mavrikios, Avarları anlaşma yaparak durdurmayı düşünse de onlar 586 ve 588’de Slavlar ile birlikte Trakya’ya büyük saldırılar yapmışlardır. Tuna’yı geçen ve Slavlar ile birlikte Selanik’i de ele geçiren, ayrıca Edirne – İstanbul arasındaki bazı önemli yerleri de ele geçiren Avarlar, neticede Bizans ile anlaşmışlar ve Bizans’ın vergi ödemesi suretiyle Tuna Nehri sınır kabul edilmiştir. Ancak 591 yılından sonra Bizans’ın bu gruplar ile yaptığı mücadelede işin seyrinin değiştiğini söylemek mümkündür. Bunun sebebi şimdiye dek Sasani İmparatorluğu ile savaş halinde olan Bizans’ın onlar ile barış sağlamış olmasıdır. Öyle ki Mavrikios, İran’da çıkan iç savaştan sonra Sasani tahtına 2.Hüsrev’in geçmesini sağlamış ve bir nevi onun koruyuculuğunu da üstlenmiştir. İşte bu andan itibaren İmparatorluk güçleri, Avar ve Slavlar ile ciddi bir mücadelenin hazırlıklarını yapmaya başlamışlardır. Bizans İmparatoru Mavrikios, Avarlar ile yaptığı antlaşma sonrasında Tuna Nehrini iki devlet arasında sınır yapmış olsa bile 601 yılında Avarlar üzerine yürüyerek Tisa Nehri civarında yapılan savaşta onları büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Ancak bunun ertesi yıl Phokas isimli asinin gerçekleştirdiği ve İmparator olduğu darbe sonrasında Mavrikios tahttan indirilecek, mahiyeti ortadan kaldırılacak ve Bizans Devleti işkence ve zulümlerin yoğun olduğu bir kaos dönemi yaşayacaktır.

Mavrikios’un yardımlarıyla Sasani tahtına oturmuş olan 2.Hüsrev, Bizans’da yaşanan bu darbe sonrasında Mavrikios’un intikamcısı olarak ortaya çıkmış ve Anadolu içlerine kadar ilerleyerek Kayseri’yi ele geçirmiştir. Yeni İmparator Phokas (602-610), Sasaniler ile mücadele edebilmek için Avarların yardımına ihtiyaç duymuştur. Ne var ki Anadolu’nun büyük bölümünü ele geçiren 2.Hüsrev’i durdurmak için bu hamle yeterli olmamıştır.

Bizans İmparatorluğu, 602 yılında Phokas’ın yapmış olduğu ihtilalin ardından 610 yılında Kartaca Ekzarkı olan Herakleios’un bir başka ihtilali sonrasında kaos döneminin izlerini silmeye çalışmıştır. Ancak buna rağmen Herakleios’un (610-641) İmparatorluğunun ilk yıllarında yaşanan iç çekişmeler en büyük rakipleri olan Sasanilerin, Bizans’ın aleyhine topraklarını genişletmeleri ve siyasi açıdan üstün duruma geçmelerine neden olmuştur. Ancak Herakleios’un Anadolu topraklarında yeni bir idari teşkilatlanmaya giderek “thema” adı verilen bölgelerde askeri birlikler oluşturmaya başlaması ile birlikte 622 yılından itibaren Sasanilerin Anadolu’daki üstünlüğünü kırılmıştır. Sasanilerin, Anadolu topraklarını ele geçirip Bizans’ı yıkma arzusu bu hedeflerini gerçekleştirmek için Avarların yardımına ihtiyaç duymalarını da beraberinde getirmiştir. Phokas döneminde Sasanilere karşı Bizans’ın yanında yer alan Avarlar, bu kez saf değiştirmiş ve Sasanilerin yanında yer almışlardır. Ancak 626 yılında gerçekleşen İstanbul kuşatmasının başrolünde Avarlar bulunurken, Sasaniler onlara yardımcı olmuşlardır.

626 yılında Avarların İstanbul’u kuşatmalarına Sasaniler de katılmış ancak Anadolu’daki egemenlikleri kırıldığı için tedirgin hareket etmişlerdir. Bizans İmparatoru Herakleios, büyük riskler taşımasına rağmen kuşatma sırasında İstanbul’da değil de Anadolu’da bulunmuştur. Sasaniler ve Avarların uyumlu hareket edemedikleri bu kuşatmayı Bizanslılar başarıyla savunmuşlardır. Sonuç olarak Avarlar, 626 İstanbul kuşatmasından hiçbir şey elde edemeden geri dönüp gitmişler ve bu tarihten sonra duraklama dönemleri başlamıştır.

Avarların ilerlemelerinin henüz 626 İstanbul kuşatması öncesinde durduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki kendilerine bağlı olan ve Kuban – Don nehirleri arasında yaşayan Onogurların, önderleri Orkhan öncülüğünde Bizans tarafından onurlandırılması Avarları siyasi ve askeri yönden zayıflatmıştır. İstanbul kuşatması ardından ise Avarlar duraklama dönemini yaşamaya başlamışlardır. İşte böylesi bir süreç içinde 635 yılında Orkhan’ın yeğeni Kubrat bunu bir fırsata çevirip Büyük Bulgarya Devleti’ni (Magna Bulgaria) kurmuştur. Kubrat (yaklaşık 635-665) da amcası gibi Herakleios tarafından onurlandırılmış ve Bizans’ın müttefiki olmuştur. Kubrat’ın Bulgarların Kaganı olduğu dönem içinde Avar Kağanlığı, Tuna’nın doğusunda bulunan grupları itaat altına alma konusunda Büyük Bulgarya Devleti’nin gölgesinde kalmıştır. Büyük Bulgar Kaganı Kubrat öylesi önemli bir siyasi güce ulaşmıştır ki Bizans İmparatoru Herakleios’un ölümü sonrasında Bizans’da yaşanan iç karışıklığa müdahil olabilme hakkını kendinde bulmuştur.

Avarlar, duraklama dönemlerinde Doğu Avrupa’dan ellerini çekmek zorunda kalmışlar, Macaristan topraklarına gerilemişler ve merkezleri Orta Tuna ve Tizsa nehirleri arasında yer almıştır. Tuna kıyılarında Avarlardan boşalan yerleri Büyük Bulgar Kaganı Kubrat’ın oğlu olan Asparuh doldurmuş ve 681 yılında Tuna Bulgar Devleti’ni kurmuştur. Daha önce Avarların egemenliği altında bulunan Slavlar, bu kez Asparuh’un egemenliği altına girmişlerdir.

8. yüzyıla girereken Avarların egemenlik kurduğu bölgeler olan Pannonya, İlirya, Dalmaçya ve Balkanların batısında Slavlar oldukça yoğunlaşmış olduğu gibi Doğu Avrupa’dan ellerini çekmek zorunda kalan Avarlar, 8.yüzyıla girilirken artık yüzlerini batıya çevirmişlerdir. Ancak bu kez Avrupa’nın yeni yükselen gücü Franklar ile karşı karşıya kalmışlardır. Puvatya Savaşında (732) Arap ve Berberilerden oluşan Endülüs Emevi – İslam Ordusunu yenmeyi başararak Avrupa’nın Müslümanlaşmasını engelleyen Charles Martel, Frankları örgütlediği gibi Avrupa’da uzun yıllar damga vuracak şövalye sınıfının doğmasını da sağlamıştır. Avarlar henüz bu dönemde batı sınırındaki Franklar ile küçük çarpışmalar yaşamışlardır.

Charles Martel’in soyundan gelen ailenin bir üyesi olan ve kendi ismiyle anılan Karolenj Hanedanını kuran Charlemagne (771-814) önderliğinde Frank Krallığı Avrupa’yı arkasından sürüklemekteyken Avarlar ise iyiden iyiye yıkılma aşamasına gelmişlerdir. Frank Krallığı’nın Avrupa ve Hıristiyan dünyasının en güçlü devleti olduğu böylesi bir süreçte Charlemagne’nin güçlenmesi karşısında ona karşı olan ittifakın içine dahil olan Avarlar, 788 yılında Franklara kayıplar verdirerek Verona önlerine kadar gelmişlerdir. Bununla birlikte Frankların öncelikli hedefi Avarlar olmuştur. Avarlar 791-796 yılları arasında başarılı mücadeleler verseler de sonunda kaybetmişlerdir. Bunun sonucunda dönemin Avar Kağanı 805 yılında Hıristiyanlığı kabul etmek zorunda kalmıştır. Ancak Kağan ile birlikte hareket etmeyen bir grup Kapgan adındaki reisleri önderliğinde Tizsa nehrinin doğusuna çekilmişlerdir.

Avarların böylesi itibarsızlaştığı dönem içinde Frank Krallığı’nın doğusunda yer alan bölgelerdeki Slavların bir kısmı Frankların itaati altına girerken bir kısmı da Charlemagne tarafından esir edilerek Fransa topraklarına götürülmüşlerdir. Avar Devleti de Bulgar ve Frankların saldırıları ve ardından yapılan görüşmeler sonrası 822 yılında tarih sahnesinden çekilmiştir.

Umut EKER

Derleme: Geçmişin Işığında Cilt I

Diğer Kaynaklar:
Birsel Küçüksipahioğlu; Roma Tarihi – İstanbul Ü. AUZEF Ders Notları.
İsmail Mangaltepe; Doğu Avrupa Türk Tarihi – İstanbul Ü. AUZEF Ders Notları.
J.M.Roberts; Avrupa Tarihi, İnkılap.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: