Osmanlı Tarihi

Osmanlı Armasının Tarihi Geçmişi ve Hikayesi

Bir padişahın emriyle yaptırılan ilk arma III. Selim’in Mührü hümayunudur. 1798 yılında İngiliz bir Hakkaka yaptırılan Mührü Hümayun, Osmanlı’daki ilk resmi arma örneği sayılabilir. Armanın sağ ve sol tarafında bitkisel motifler, üstünde batıdaki krallık armalarına benzeyen bir taç,  tacın hemen altında bir hilal ve altı köşeli yıldız vardır. Ayrıca armanın ortasında III. Selim’in tuğrası ve tuğranın çevresinde tuğ, sancak, teber, mızrak, ok ve yay, sadak, zurna (boru) trampet (da­vul) gibi sembol ve silahlar vardır.

Osmanlı Tarihi

Çanakkale Savaşı’nda Asker Nasıl Beslenirdi?

İçecek su nereden bulunur? Bir hastalık varsa sağlık sorunları nasıl çözülür? Askerin morali, eğitimi ve duygu dünyası nasıldır? Öyle bir organizasyon kurmalısınız ki bütün bu sorunları usulünce çözebilmelisiniz. Yalnız bir ürünü üretip, tüketenin kullanımına sunmak yetmiyor… Onu almak, ta cephelere kadar taşımak; depolamak, depo ortamlarında sağlıklı biçimde saklamak ve dağıtmak da gerekiyordu.

Osmanlı Tarihi

II. Abdülhamid Döneminde Hiç Toprak Kaybedilmedi mi?

II.Abdülhamid için en çok toprak kaybeden padişahlardan biriydi dersek yanılmış olmayız. II. Abdülhamid döneminde, Tunus, Girit, Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Niş, Teselya, Kars, Batum ve Ardahan kaybedilmişti. Tarihçi İlber Ortaylı da bu toprak kayıplarını doğrulamakta ve hatta II.Abdülhamid’in İran’a bile toprak verdiğini söylemektedir.

Osmanlı Tarihi

Milli İrade’ye ”Sopa” Darbesi: 1912 Sopalı Seçimleri

1912 seçimlerinin tarihe ”sopalı seçim” olarak geçmesinin nedeni İttihat ve Terakki partisinin seçim öncesi, muhalifleri sopayla döve döve susturmaya çalışmasıdır. İktidar olmanın verdiği güçle muhalefeti susturmak için her yolu denediler.  Örneğin İttihat ve Terakki muhalifi Rıza Tevfik, Büyükada’da verdiği konferansı gerekli makamlara bildirmediği bahanesiyle 25 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Osmanlı Tarihi

Osmanlı da Harf Devrimi Yapmak İstemişti

Osmanlı döneminde, Arap alfabesi her zaman bir grup azınlığın bildiği bir ayrıcalık oldu. Yüzyıllarca böyle devam etti ve hiç sorun olmadı. Ta ki Tanzimat dönemine kadar… İlk gazetelerin çıktığı, kitapların basımının arttığı bu dönemde halkın okuma yazma bilmemesi bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Sonuçta basılan kitapları, gazeteleri halk okuyacak.