Son yıllarda sosyal medyada ve YouTube’da dolaşan ilginç bir iddia pek çok kişinin dikkatini çekiyor. Bu iddiaya göre atalarımız, çok eski zamanlarda bugün Çin sınırları içinde kalan bir bölgede piramitler inşa etti ve bu piramitler tarihi değiştirecek kadar önemliler. Peki, bu iddia ne kadar doğru? Gerçekten de atalarımız Çin’de piramitler inşa ettiler mi?

Söz konusu iddiayı incelediğimizde, konu hakkında pek çok farklı görüş karşımıza çıkıyor. Bu iddiaların en dikkat çekeni, piramitlerden birinin Oğuz Kağan’ın mezarı olduğu iddiasıdır. Elbette daha da ileri giderek işi, var olup olmadığını bile bilmediğimiz uzaylı medeniyetlere kadar götürenler bile var.

“Çin’de Türk piramitleri olduğu” iddiasının en popüler söylemi Çin’in söz konusu piramitleri dünyadan saklamaya çalıştığı söylemidir. Oysa ki, bu doğru değil. Gerek Batılı gerekse de Çinli bilim insanları piramitlere defalarca girdiler ve akademik çalışmalar yaptılar. Hatta öyle ki, çok gizli olduğu iddia edilen piramitlere dair basit bir Google araması yaptığınızda karşınıza Vikipedi çıkıyor ve orada piramitlere dair aynen şunlar yazıyor:

“Çin piramitleri; Çin’de bulunan, Han Çinlileri tarafından inşa edilmiş piramit şeklindeki yapılara verilen; erken Çin İmparatorluğu’nun yöneticilerini ve akrabalarını barındıran höyük, mozole ve tümülüs benzeri anıt mezarlardır. Bu anıt mezarların yaklaşık 38 tanesi Shaanxi bölgesinde bulunan Xi’an kentinin 25–35 km kuzeybatısında yer almaktadır. Bu piramitlerin en bilineni ilk Qin imparatoru olan Qin Shi Huang’ın mozolesidir. Bu mozole toprak askerleri de içermektedir.”

Yaptığım alıntıdan da göreceğiniz üzere dünyadaki yaygın görüş, piramitlerin Çin tarihine ait anıt mezarlar olduğu yönünde. Bu görüş elbette pek çok Türk’ü ikna etmek için yeterli değildir. Zira biz Batı’nın, bazı durumlarda Türk tarihini çarpıtmakta çok istekli olduğunu biliyoruz. Bu aşamada bir soruyu sormak faydalı olacaktır: Peki, Türk tarihçileri bu işe ne diyorlar?

Bu konu aslında Türk tarihçiliğinde üzerine fikirler üretilen bir konu olmaktan ziyade, ciddiye alınmayan bir konudur. Yani üzerine ciddi makaleler yazılan, görüşler belirtilen bir konu değildir. Bu sebeple de iddiayı ciddiye alıp çürütmeye çalışan metinler bulmak bile kolay değildir. Lakin piramitlere dair sorular Ahmet Bican Ercilasun ve Ahmet Taşağıl gibi büyük tarihçilere sorulmuş, onlar da Çin’de Türk piramitleri olduğu iddiasını reddetmişlerdir.

Ahmet Taşağıl, konuk olduğu bir TV programında özetle; Türklerin tarihinde piramit yaptıklarına dair hiçbir yazılı kaynak olmadığını, piramit yapmanın Türklerin inanç sistemine uygun olmadığını, eski Türklerin böyle bir yapıyı yapacak sermaye birikimlerinin ve kölelerinin de olmadığını söyledikten sonra, söz konusu yapıların “Çin imparator mezarları” olduğu bilgisini vermiştir. Yine konu ile ilgili uzmanlığı olmasa da milli tarih yazımı konusunda hassasiyetleri olan Erhan Afyoncu da geçmişte bu iddianın doğru olmadığını dile getirmiştir.

Çin’de Türk piramitleri olduğu iddiası kulağa hoş gelse de, tarihi ve arkeolojik çalışmalarla desteklenen belgelere dayanan bir iddia değil, bir komplo teorisi olarak görülmelidir. Atalarımız, Tunç Çağı’nda piramitler inşa eden, şehir hayatı süren insanlar değil; bozkırın zorlu koşullarında onurlu bir yaşam süren, güçlü bir devlet geleneğine sahip yarı göçebelerdi. Bize düşen sorumluluk, başka milletlerin eserlerini sahiplenmek değil; kendi tarihimizi doğru kaynaklardan öğrenmek ve onunla gurur duymaktır. Büyük tarihçi İlber Ortaylı’nın da dediği gibi:

Bizim hayali bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…”

Aydaki Adam için bir cevap yazın Cevabı iptal et

“Çin’deki Türk Piramitleri: Gerçek mi, Efsane mi?” öğesine 6 yanıt

  1. Ayhan Tarakçı’nın videosu sayesinde sitenizi keşfettim. Muazzam bir eleştirel bakış var bu yazıda. Çok kişinin kuramadığı mantık bu yazıda kurulmuş. Gerçekten tebrik ediyorum.

    Beğen

  2. Adamın çekip yayınladığı resimler ve videolar da hayal ürünü o zaman? Size göre “bilimsel” olması için illa İngiliz ya da Amerikalı bir (sözde) tarihçinin bunları yazması ve bizdeki (sözde ve masabaşı) tarihçilerinin de desteklemesi gerekir. Madem böyle bir iddia var, 460 milyon Türk Dünyası’nın içinde belki onbin tane tarihçi ve Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Moğolistan devletlerinden bir tanesi bile çıkıp “biz orada ne var görmek istiyoruz” neden dememiş? Türkler, Türklük ve Türk Tarihi hakkında bir şey bilmeyenler bir araya gelip hiçbir bilimsel ve mantıksal yanı olmayan bir sürü yazı yazıyor ama iş gerçekleri araştırma noktasına gelince asırlardır Türk düşmanlığını saklamayan Çinlilerin anlattıkları referans alınıyor. Birkaç gram aklı olan bile doğru soruları sormasını ve geniş açıdan bakmasını bilebilir. Bakıyoruz ki; önyargılı ve peşin hükümlü olarak çoktan kararlar verilmiş. Üstüne tüyünü dikmek için de yarışılıyor. Herkes her şeyi biliyor ama aslında hiçbir şey bilmiyor. Sizin “modern tarih” deyip öğündüğünüz şey, 250 yıldır dünya tarihinin % 1’ini bile açıklayamadı ve açıkladıklarının % 99’u da uydurma. 2 tane Macar Yahudisi ne yazmışsa onu papağan gibi tekrar ediyorlar. Aklı şaşanlara bu da kapak olsun..

    Beğen

  3. Bumin Kağan'ın amca oğlu Avatar
    Bumin Kağan’ın amca oğlu

    Oktan, modern bir heredottur.

    Not: bu bir övgü değildir

    Beğen

  4. Tarafsız bir yazı olmuş tebrik ediyorum elinize sağlık

    Beğen

  5. Oktan Keleş, Atatürk’ün çocukluk resmi diye sahte bir resim yayınlamıştı. Sonra çıkıp özür dilemedi. Sinan Meydan bu adamın yayınladığ resim hakkında açıklamalarda bulunmuştu.

    “Yıllardır bu konu üzerinde çalışan biri olarak bu haberin, iddianın ‘asparagas’ olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir kere 1880’lerde çekilmiş bir fotoğrafta kalpak olması mümkün değil. Zira kalpak 1908’den sonra yaygınlaştı. O zamana kadar Avusturya’dan ithal edilen fesler giyiliyordu. Avusturya, Bosna’yı işgal edince Osmanlılar fes boykotu yaptı ve kalpak modası başladı. 1910’lardan itibaren de yaygınlaştı. Milli Mücadele’nin de sembolü oldu. Fotoğraftaki görüntüler dönemin ruhuna uygun değil. Fotoğraftaki çocuğun giydiği tişörtte Göktürk alfabesiyle ‘Kayı’ yazıyor. O dönem baskılı tişört mü vardı? Bu tür iddiaları yaymadan önce konunun akademik uzmanlarından veya Türk Tarih Kurumu gibi kurumlardan teyit almak gerekir.”( Sinan Meydan)

    Beğen

  6. Oktan Keleş iyi bir roman yazarıdır.

    Beğen

En sON EKLENEN İÇERİKLER