• Türkiye’nin Büyük Kaybı

    Büyük tarihçi İlber Ortaylı, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 13 Mart günü, ardında her biri hazine değerinde onlarca eser bırakarak aramızdan ayrıldı. İlber Ortaylı’nın en belirgin özelliği, vasatlığa karşı olan tahammülsüzlüğüydü. Lafını kimseden esirgemez; yanlışa yanlış, doğruya doğru derdi. Halkı aydınlatmak konusunda üstün bir gayret gösterdi. Bu çabası ile milyonlarca insanın aydınlanmasına vesile…

  • Oğuz Kağan ve Zülkarneyn Aynı Kişi mi?

    Oğuz Kağan’ın kimliği üzerine farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı tarihçiler onu Mete Han ya da Alper Tunga ile özdeşleştirirken, bazı araştırmacılar ise Zülkarneyn olduğunu ileri sürmektedir. Peki bu iddialar tarihsel bir gerçeğe mi dayanır, yoksa sonradan şekillenen bir efsanenin ürünü müdür? Destanın zamanla değişmesi ve İslam sonrası dönemde İslami unsurlarla yeniden yorumlanması, bu görüşlerin güçlü biçimde…

  • 2. Abdülhamit Döneminde Hiç Toprak Kaybedildi mi?

    II. Abdülhamid, Osmanlı İmparatorluğu’nun en tartışmalı padişahlarından biridir. Eleştiri ve yüceltmelerle çevrili, dış politikası savaştan kaçınma üzerineydi. Döneminde eğitim ve tarım gibi alanlarda gelişmeler yaşandı. Abdülhamid, uzun bir barış dönemi sağlamakla birlikte, toprak bütünlüğünü korumakta başarılı olamadı.

  • Osmanlılar Gerçekten Kayı Boyuna mı Mensuptu?

    Osmanlı Hanedanı’nın Kayı boyuna mensup olduğu bilgisi, tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur. Paul Wittek ve Halil İnalcık gibi tarihçiler, bu anlatıyı sorgulayarak, Kayı boyu anlatısının geç bir dönemde ortaya çıktığını savunmuşlardır. Halil İnalcık ayrıca bu konudaki tarihi belgelerin güvenilir olmadığına dikkat çekmiştir.

  • Milli Mücadele Öncesinde Aydınları Esir Alan Büyük Umutsuzluk

    Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı’nda ağır bir yenilgi aldıktan sonra, Osmanlı aydınları, ciddi bir ruhsal bunalım içine girdiler. Kimileri, geçmişi özlemle andı, kimileri ise milli bir mücadelenin başarılı olabileceğine inanmadı. Çok yakından tanıdığımız Halide Edip gibi isimler bile mandacılık fikrini savundular. İşte o fırtınalı dönemin bir incelemesi.

  • Harf Devrimi: Bir Gecede Cahil mi Kaldık?

    Harf Devrimi’nin geçmişle bağı kopardığı ve “Bir gecede cahil kaldığımız.” iddiası, eksik bilgiye dayanır. Osmanlı metinlerinin değişen yazı türleri (hat) ve kelime dağarcığı nedeniyle, Arap harflerini bilenler bile arşivdeki birçok belgeyi okuyamazdı. Devrimlerin ardından Atatürk’ün kurduğu kurumlar pek çok araştırmanın yapılmasına tarihçinin yetişmesine öncü olmuş geçmişimizi çok daha iyi öğrenmemizi sağlamışlardır.

  • Ortaçağ Avrupası: Dogma, Cehalet ve Ölüm

    Orta Çağ, sadece mecazi değil, gerçek bir karanlık devirdi. Soğuk taş şatolardan samandan kulübelere sızan sefalet, dogmaların mutlak hükmü ve Kilise’nin gölgesinde parayla satın alınan vicdanlar… Bizi asıl korkutması gereken, o çağın gölgesinin hala modern dünyamızda dolaşıyor olması olabilir mi?

  • Küçük Kıyamet: 1509 İstanbul Depremi

    1509 yılında İstanbul’da meydana gelen büyük deprem, “Küçük Kıyamet” olarak adlandırıldı. Deprem sonrası tsunami ve veba salgını yaşandı. Ölüm sayısı 4 bin ile 13 bin arasında tahmin edilirken, şehirde büyük yıkım yaşandı. 1509’da yaşanan yıkım olası Büyük İstanbul depremi için çıkarmamız gereken dersler olduğunu gösteriyor.

  • Dreyfus Davası: Fransız Adaletinin Kör Olduğu Dava

    Dreyfus Davası, 19. yüzyıl sonunda Fransız subay Alfred Dreyfus’un casuslukla suçlanıp mahkûm edilmesiyle patlak veren bir adaletsizlik skandalıdır. Masum olduğu halde, dini kimliği nedeniyle günah keçisi ilan edilen Dreyfus’un dramı, Fransa’yı derinden bölmüş ve hukuk, insan hakları açısından tarihi bir dönüm noktası olmuştur.

  • Mustafa Kemal Atatürk, Suudi Kralını Tehdit Etti mi?

    Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın “Atatürk’ün, Suudi Kralını Tehdit Ettiği” yönündeki iddiası bir iddia olarak değil, bir komplo teorisi olarak görülmelidir. Çünkü, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, iddiasını kanıtlayabilecek bir belgeyi kamuoyu ile paylaşmamıştır. Her ne kadar belgenin bir kitapta yayınlandığını iddia ediyorsa da, söz konusu kitabın hangi tarihte kim tarafından yazılıp, hangi isim ile basıldığını söylememektedir.

  • İngilizler 1942 yılında Milas’ı Neden Bombaladılar?

    Milas’ın bombalandığı gün Güllük’te görevli bir subay olan Mir’at Erdöl, yıllar sonra kaleme aldığı “Küçük Kitap (Türk-Yunan Dostluğu)” isimli eserinde Güllük’ün de saldırıya uğradığını yazmaktadır. Hatta ilginç bir iddiada da bulunur; ona göre, Güllük’e saldıran uçak Alman üretimi bir uçaktı ama uçaktan atılan mühimmatlar İngiliz üretimiydi.

  • Çin’deki Türk Piramitleri: Gerçek mi, Efsane mi?

    Türkiye’de son yıllarda bazı araştırmacılar, Çin’de bulunan irili ufaklı çok sayıda piramitin, Türkler tarafından yapıldığını ve bu piramitlerin varlığının Çin hükümeti tarafından gizlendiği iddia etmektedirler. Bu iddiaları bir adım daha öteye götürerek, söz konusu piramitlerden birinin Oğuz Kağan’ın mezarı olduğunu iddia edenler de olmuştur. Yazımızda, bu iddiaların “Gerçek mi, yoksa Efsane mi?” olduğu konusunu tartışacağız.

  • Sümerler Zamanında Köle Olmak

    Sümerlerde köleler sabinin şahsi malı sayılırdı. Köle sahipleri kölelerine istedikleri gibi davranabilirlerdi. Köleler sahiplerinden dayak yiyebilirlerdi. Ayrıca köleler kendilerini diğer insanlardan ayıran bir saç tıraşı olmak zorundaydılar. Buna kaşın, köleler bazı sınırlı haklara da sahiplerdi. Köleler mülk edinebilirler, evlenebilirler ve hatta para biriktirip kendi hürriyetlerini satın alabilirdiler. Bu hukuki hakların yanında bir köle suç işleyecek…

  • Yafes, Türklerin Atası mıdır?

    İslam kaynakları, Yafes ve oğlu Türk hakkında bazı ayrıntılı bilgiler verdikleri halde, Kur’an’da Yafes’in adı bir defa dahi geçmez. İslam kaynaklarında Yafes ile ilgili bilgiler hadis ve rivayet kaynaklıdır ve söz konusu rivayetlerde de belirgin bir şekilde İsrailiyat etkisi görülmektedir. Yani, İslam kaynakları, Yafes’i anlatırken doğrudan doğruya Tevrat’tan etkilenmiştir.

  • Pınarcık Katliamı: 30 Sivilin Şehit Olduğu Korkunç Gece

    Nöbetteydim, mermi bitinceye kadar çatıştık. Mermilerimiz bitince köye girmeye başladılar. Eşim, çocuklarım, 2 kardeşim, eşleri ve çocukları şehit oldu. Baldızın oğlu 2 yaşındaydı, o gün Mardin’den gelmişlerdi. Onları da katlettiler. Üzerinden 33 yıl geçti, unutamıyorum. Bir tokat yersin ölünceye kadar o tokadı unutmasın. Bu acı hiç unutulur mu?

  • Yada Taşı’nın Efsanevi Hikayesi

    Pek çok kaynakta Yada Taşı’nın savaşlarda kullanıldığı rivayet edilmiştir. Bir rivayete göre Yada Taşı 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Osmanlı’ya karşı kullanılmıştır. Ahmet Öğreten’e göre,  Rus ordusunun önemli bir kısmı Kalmuk Türklerinden oluşuyordu ve yada taşına sahiptiler. Kaynaklarda belirtildiğine göre, Yada Taşı Osmanlı’nın geri çekilmesini sağlamışlardır.