Bosna-Hersek’in küçük Visoko kasabasına yaklaşırken, tepeler insana tuhaf bir düzen hissi verir. Özellikle Visočica Tepesi… Uzaktan bakıldığında, sanki bilinçli bir el değmiş gibi düzgün kenarlara sahiptir. 2000’li yıllarda bu manzara, bir hayali tetikler: “Ya burası bir piramitse?” İşte Bosna piramitleri hikâyesi, tam da bu soruyla başlar.

2005 yılında Semir Osmanagic adlı birisi, Visočica’nın “Güneş Piramidi” olduğunu ilan etti. Ardından Ay Piramidi, Ejderha Piramidi derken Visoko Vadisi, bir anda “Avrupa’nın en büyük ve en eski piramit kompleksine dönüştü. Medya heyecanlandı, turistler akın etti, gönüllü kazılar başladı. Hikâye büyüleyiciydi: Mısır’dan binlerce yıl önce, gelişmiş bir uygarlık Balkanlar’da dev piramitler inşa etmişti.

Ancak tarih ve arkeoloji, yalnızca güzel hikâyelerle ilerlemez.

Dikkat: Pek çok kaynakta, Semir Osmanagic’in Rus Doğa Bilimleri Akademisi üyesi olduğu bilgisi aktarılır. Rus Doğa Bilimleri Akademisi ihtişamlı ismine rağmen “sözde bilim” çalışmaları ile öne çıkan bir yapıdır. Gerçek anlamda akademisyenlerin üye olduğu bir yer değildir.

Piramit olduğu iddia edilen doğal oluşum

Bilimin Sahaya İnişi

Jeologlar, arkeologlar ve paleontologlar bölgeye geldiklerinde, manzaranın arkasındaki gerçeği daha soğukkanlı gördüler. Visočica Tepesi, doğal jeolojik süreçlerle oluşmuş bir mesaydı: katmanlı tortul kayaçların, erozyonla piramit benzeri bir şekil alması hiç de sıra dışı değildi. Dünyanın pek çok yerinde, doğa insanı kolayca yanıltabilecek geometriler yaratır.

Bilgi Notu: “Mesa jeolojide tepesi düz, yanları dik yamaçlı yüksek yer şekillerini ifade eder. Visoko’daki tepeler, milyonlarca yıl boyunca su ve rüzgâr erozyonuna uğrayan tortul katmanların aşınmasıyla oluşmuş, doğanın kendi kendine yonttuğu birer mesa örneğidir.

Kazılarda “beton” olduğu iddia edilen bloklar incelendiğinde, bunların doğal konglomera kayaçlar olduğu anlaşıldı. Karbon tarihleme sonuçları, yapay bir inşaya değil, milyonlarca yıllık jeolojik oluşumlara işaret ediyordu. En önemlisi: Piramitlere ait olması gereken hiçbir kültürel katman yoktu. Ne yazıt, ne alet, ne de o “kayıp uygarlık”tan izler…

Semir Osmanagic

Avrupa Arkeologlar Birliği ve birçok saygın bilim insanı, Bosna piramitlerini açıkça safsata olarak niteledi.

Peki İnsanlar Neden İnanmak İstedi?

Bu noktada mesele yalnızca taşlar değildir; insan zihnidir. Piramitler, kolektif hafızamızda gizemle özdeşleşmiştir. “Bilinen tarihten daha eski resmi tarih yalan söylüyor” gibi fikirler, özellikle modern dünyanın karmaşasında güçlü bir çekim yaratır. Bosna piramitleri anlatısı da tam bu damara basar: keşfedilmemiş bir sır, görmezden gelinen bir hakikat…

Üstelik Osmanagić’in anlatımı bilimsel değil, destansıdır. Enerji alanları, kozmik ışınlar, şifa tünelleri… Bunlar bilimsel kavramlar gibi sunulur ama ölçülebilir, tekrarlanabilir kanıtlarla desteklenmez. Bilimde ise iyi bir hikâye yetmez; veriler konuşur.

Safsata Nerede Başlar?

Safsata, çoğu zaman kötü niyetle değil, seçici bakışla başlar. Piramit gibi görünen şekilleri vurgulayıp, uymayan verileri görmezden gelmek; bilimsel eleştiriyi “komplo” diye yaftalamak; uzmanlık yerine karizmaya güvenmek… Bosna piramitleri örneği, popüler tarihin bilimsellikten koptuğunda nasıl mitolojiye dönüştüğünün ders kitabı gibidir.

Bilgi Notu: Semir Osmanagic, Bosna piramitlerinin on binlerce yıllık olduğunu iddia eder. Teorileri arasında piramitlerin galaksiler arası iletişimi sağladığı gibi iddialar yer alır. Kendisi, dünyaya antik dönemde uzaylıların gelip, insanlara genetik müdahalede bulunduğuna yönelik sahte bilim anlatılarını da desteklemektedir.

Bu, hayal kurmanın yanlış olduğu anlamına gelmez. Ama hayali tarih diye sunmak, gerçek geçmişi gölgeler. Visoko, zaten Orta Çağ Bosna Krallığı’nın önemli merkezlerinden biridir; gerçek tarihi, uydurma piramitlerden çok daha değerlidir.

Son Söz: Taşlar Ne Söyler, Biz Ne Duymak İsteriz?

Bosna piramitleri bize şunu hatırlatır: Geçmiş, sabırla dinlenmesi gereken bir hikâyedir. Bilim yavaş ilerler, çoğu zaman heyecansızdır; ama güvenilirdir. Safsata ise hızlıdır, parlaktır ve kulağa hoş gelir.

Visoko’daki tepeler hâlâ orada duruyor. Ve tepelerin düşünmemizi gerektiren bir gizemi yok. Ama yine de bu sözde piramitlere dair bazı zihinlerin tutumu bizi düşündürmeli ve hatta endişelendirmeli de… Çünkü, Bosna piramitlerine dair bu tutum, bizlere acı gerçeği bir defa daha gösteriyor. İnsan zihni, bazen gerçeklere değil, hikayelere inanır ve sorgulamaz.

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

“Bosna Piramitleri: Gerçek mi, Safsata mı?” için bir cevap

  1. Bosnada herkes o tepenin piramit olduğuna inanıyor. Semir Osmanagic kahraman gibi görülüyor.

    Beğen

En sON EKLENEN İÇERİKLER