İletişim: gurguna@hotmail.com

En gerçek rehber bilimdir.”
Mustafa Kemal Atatürk

İsveç’ten uçakla Türkiye’ye gelirken Milas-Bodrum Havaalanı’na doğru inişe geçtiğimizde hep üzülürüm. Yüreğim sıkışır. Başka hiçbir ülkede göremediğiniz bir tahribat serilir ayaklarınızın altına. Delik deşiktir güzel yurdumuz. Binlerce yıllık savaşlar böyle tahrip edememiştir ülkemizi.

Bir avuç insan her yerde olduğu gibi burada da çabalar kurtarmak için yurdunu. Ne var ki, birleşemez egemenlere karşı. Aralarına sızmış sinsi amaçlılara karşı.

Yıllardır yaşadığım, gazetecilik, radyoculuk, televizyonculuk yaptığım İsveç’ten her dönüşümde ağlayasım gelir tarihimizin coğrafyamızın ne hale getirildiğini gördükçe. “Nasıl paramparça ettiniz yılların eskitemediği o muhteşem Milas halısını?!.” diye haykırasım gelir.

SULAK, BEREKETLİ YER BAFA

Doğduğum yer Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Bafa köyü. Çocukluğumda her uyandığımda ilk gördüğüm şey Beşparmak Dağları’ydı. Ilbıra Dağları’nda, Beşparmak Dağları’nda gezerdim. Zeytine giderdik. Anneannemin “Mmmm dağların kokusu başka” sözü kulaklarımda.

O zamanlar kaplandan, ayıya, serçeden, kekliğe, şahine kuşlar ve binbir türlü hayvan yaşardı. Laleler, papatyalar, kekikler, sarmaşıklarla bezenmişti topraklar. Sünger gibiydi, her yerden su fışkırırdı. Sopayı soksan yere ağaç olurdu. Ellerimizle balık, serppen (bir cins tuzak) ile kuş tutardık. Kendiliğinden yetişen pek çok otun yemeğini yapardık. Yemek bedavaydı, hava bedava, su bedava… Orhan Veli’nin dediği gibi, bedava yaşıyorduk bedava…

Zeytin hasadı sonrası damat olacak oğlana ev yapılır, gelin olacak kıza altınlar takılırdı, kızlar en güzel çeyizlerini eşyalarını hazırlardı. Bir hafta düğün dernek kurulur, yemekler kazanlarda pişer, rakılar seller gibi akardı. Köye en yakın yerdeki çamlardan Noel çamı gibi bir çam dalı kırılır, gelin telleri, tüllerle süslenir, halka şekerlerle, çalgılar eşliğinde eğlenerek, oynayarak getirilirdi. Kız evinin en güzel odasına konur, etrafında oyunlar oynanır maniler söylenirdi. Bereket demekti o dal… Hayat ağacıydı.

Bafa, Luvice Sulak yer anlamına geliyormuş. Bilge Umar söylüyor Tarihi İsimler kitabında. Bafa deyince sadece bizim köy akla gelmemeli. Ege’den Karacabel’e dek Beşparmakları ve Ilbırayı içine alan bir bölgedir Bafa.

TARİH VE DOĞA TAHRİBİ

Şimdi dağlar, taşlar, güzel kayalar gaddar madencinin elinde tuz buz paramparça ediliyor. Ne kuş kaldı ne tavşan, ne ot, ne ağaç… Çamları da yok ediyorlar, zeytinleri de… On bin yıllık kaya resimleri, yazılar, tarih tehlike altında. Bırakın elle balık tutmayı, çaylar dereler kurudu. Balığın köküne kıran girdi.

İlk kez 1992 yılında yaptım Bafa bölgesinden bir film: ÖLÜ GÖL BAFA… Bafa Gölü’ndeki kirlenmeyi anlatmıştım.

Yıllar sonra Ilbıra’ya ilk dinamit atıldı. 13.5 saat dolaştım zeytinlikler arasındaki madenlerin halini belgelemek için. İki program yaptık. Yasal yollara başvurduk. Olmadı… Paramparça ettiler, ediyorlar Ilbırayı da.

Bafa’da dernek kurduk. Ilbıra’yı Koruma Platformu oluşturduk. Bafa ve Çevre Mahalleler Koruma ve Geliştirme Derneği BAFADER’in girişimiyle, sanırım 2022’de Bafa’da bir güç birliği oluşturma toplantısı yapıldı. Toplantıya, Ilbırayı Koruma Platformu, BAFADER, Bafa Çevre Yaşam Kadın Girişimi Kooperatifi, İasos Mahalle Meclisi Derneği, Bodrum Tohum Derneği, Kuşadası EKODOSD, Kuşadası Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği, AYÇEP, SÖKEÇEP, Didim Derneği, Aydın ARKARYAY ve Muğla Yeşil Yaşam Derneği isimli kuruluşlar ve halk katıldı.

Toplantı sonucunda “Güney Ege Güçbirliği” adı altında birleşerek çalışmaların bir eşgüdüm içinde sürdürülmesine karar verildi. Ne var ki, bana göre, aslında kendilerini öne çıkarmak isteyen (hatta çıkar sağlamak isteyen) yalancı pehlivanlar yüzünden bu işbirliği hayata geçirilemedi.

Daha sonra “Latmos” isimli bazı platformlar ortaya çıktı. Bunlar Beşparmak Dağları’na “Latmos” adını takmışlar. Helenleştirmeye çalışıyorlar. Tarih sahteciliği yapıyorlar.

BURASI HELENİSTAN DEĞİL KARYA

Bu bölge Karya’dır. Mylasa (Milas), Karya federasyonunun ilk ve en önemli yerli başkentidir. Asıl Karyaca ismi Mvlases olarak geçer. Helenler “Mylassos” der.

İkinci başkent ise Halikarnas’tır (Bodrum). Kral Mausolos döneminde Karya’nın ikinci başkenti olmuştur. Karyaca ismi Alos karnos kökünden türemiştir ve yazıtlarda (Qalise / Ḳalisu) gibi biçimlerde izlerine rastlanır.

Latmos, Karya dilinde “Ana Tanrıça Lada” (Karyaca/Luvice dilinde Lada “Kadın” ya da “Eş/Hanımefendi” anlamına gelir) kökünden türetilmiştir. Hellenler bölgeye geldiğinde bu yerli ismi kendi dillerine uydurarak Latmos yapmışlardır.

Beşparmak Dağları’nın bir ucu Muğla – Milas öteki ucu Aydın – Söke’dedir. Bu basit bilgi için çok araştırma yapmaya gerek yok. Hem Söke hem Muğla internet sitelerinde var bu bilgi:

“Latmos, Helen dilinde değiştirilmiş bir sözcüktür. Antik çağlarda bu bölge Ana Tanrıça Lada’dan ötürü bu isimle tanınıyordu. Helenler Lada ismini Latmos olarak değiştirerek kente de bu ismi vermişlerdir.” [1]

Ben de epeyce yazdım. İnternette var o yazılar.
Bir kez daha yazıyorum.

BEŞPARMAK DAĞLARI’NA SAHİP ÇIKALIM

Merkezi Kuşadası’nda olan Ekodost isimli çevre doğa derneği Milas – Söke arasında yer alan Beşparmak Dağları’nın milli park olması gerektiği konusunda geçenlerde bir yazı yayınladı. Başlığı “LATMOS(BEŞPARMAK) DAĞLARI NEDEN MİLLİ PARK OLMALI” [2]

İçerik çok güzel, çok doğru. Yanlışlık başlıktaki “Latmos”ta…

Beşparmaklar bir yanda acımasız Kapitalizmin gaddar madencilerinin dinamitleri; öte yanda arsız Emperyalizmin tarih sahteciliği oyunları ile yok olma tehlikesi altında.

Bu cennet vatan parçası günden güne paramparça ediliyor. Az sayıda çevre ve doğa dostu dışında umursayan yok.

Bir de bir çuval incirin berbat edilmesi durumu var. O da kendimi bildim bileli “BEŞPARMAK DAĞLARI” dediğimiz, dokuz yüz yıllık Türk yurduna 1970’li yıllardan; bir Anneliese Peschlow–Bindokat adlı bir Alman arkeoloğun bölgede çalışmalar yapmaya başlamasından bu yana “LATMOS” denip durmasıdır. Ne yazık ki, bunu ısrarla yapanlar arasında çevre, doğa dostları olarak bildiklerimiz de var.

13. yüzyılda bölgeye gelen Menteşe oğulları bu dağlara Menteşe Dağları demişlerdir. Batı Menteşe Dağları’nın bir bölümü de Beşparmak Dağları’dır.

Bu kadar basit bir tarihi olayı kim bilir kaç kez yazdım. Ne var ki, anlatamadım, anlayamadılar ya da anlıyorlar ama bilinçli olarak; inadına bildiklerini okuyorlar.

İlk yazımın başlığı: “LATMOS DEĞİL BEŞPARMAK” idi [3].

…..

Yapay zekalı sanal dostlarıma sordum. Güvenilmez ama ben daha önce iyi araştırdığım için beni kandıramaz. Onun için bu kez işin kolayına kaçtım.

SORU: Beşparmak Dağları, “Latmos” dışında başka hangi isimlerle anılmıştır?

İşte yanıt:

Lada / Lat / Latmia: Dağın adının kökeni olan “Lada” veya “Lat” tanrıça isminden türetilen bu isimler, bölgenin erken dönemlerinde kullanılmıştır.
Dili/Kökeni: Luvice (Anadolu’nun en eski yerli halklarından Luvi dili).
Anlamı: “Kadın / Ana Tanrıça” anlamına gelir.
Açıklama: Arkeolojik araştırmalara göre dağın bilinen en eski adı Luvi kökenli olan Lada‘dır. Bölgede binlerce yıldır var olan Ana Tanrıça kültünden dolayı bu ismi almıştır. Helenler (Antik Yunanlar) bölgeye geldiklerinde bu yerli Anadolu ismini fonetik olarak değiştirerek kendi dillerine Latmos (Λάτμος) olarak uyarlamışlardır.

2. Grikos / Giga (Kutsal Hava Tanrısı Zirvesi)

Dili/Kökeni: Hitit / Luvi / Antik Anadolu dinleri.

Açıklama: Dağın bugün “Tekerlek Tepe” veya “Tekerlekdağ” olarak bilinen 1375 metrelik en yüksek zirvesi, antik çağda Anadolu’nun Hava ve Yağmur Tanrısı (Teşup / Tarku)‘nın tahtı olarak kabul ediliyordu. Bu zirve ve çevresi erken dönem kaynaklarında hava tanrısıyla bağdaştırılan dini isimlerle anılmıştır. Yunan mitolojisinde bu inanış yerini Zeus Latmios (Latmoslu Zeus) kültüne bırakmıştır.

3. Latmus, Latmum

Dili/Kökeni: Latince.

Açıklama: Roma İmparatorluğu döneminde, bölgenin idari ve coğrafi dili Latinceye döndüğünde dağ resmi olarak Latmus şeklinde kaydedilmiştir.

4. Menteşe Dağları, Beşparmak Dağları:

1300’lü yıllarda bölgeye yerleşen Menteşeoğulları’ndan itibaren dağ sisteminin geneline bu isim verilmiştir. Bafa Gölü’nden yükselen kısmı ise Batı Menteşe Dağları olarak bilinir.

Beşparmak: Dağın zirvelerinin beş parmağa benzemesi nedeniyle verilen Türkçe isimdir.

Dili/Kökeni: Türkçe (Erken dönem kullanımı).

Açıklama: Türklerin bölgeye yerleşmesiyle birlikte, dağın kendine has parmak benzeri kaya bloklarından oluşan morfolojik yapısına atıfla halk arasında ilk olarak “Başparmak Dağları” olarak da anılmış, bu isim zamanla günümüzdeki resmi adı olan Beşparmak Dağları formunu almıştır.

5. Azizler Dağı (Kutsal Dağ)

Dili/Kökeni: Bizans Dönemi (Orta Çağ Grekçesi).

Açıklama: MS 7. yüzyıldan itibaren Sina Yarımadası ve Mısır’dan kaçan Hristiyan keşişler ile münzeviler bu dağın sarp, labirenti andıran kayalıklarına sığınmış ve çok sayıda manastır inşa etmişlerdir. Bu nedenle Orta Çağ yazılı belgelerinde dağ, tıpkı Athos Dağı gibi bir “Kutsal Dağ” (Latmos Manastırlar Birliği Yerleşkesi) olarak anılmıştır.

SORU: Buradaki Hitit yazıları hakkında bilgi verir misin?

Beşparmak (Latmos) Dağları’nda yer alan Hitit yazıları, Suratkaya Hiyeroglif Yazıtı olarak bilinir. 2000 yılında yine Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından keşfedilen bu yazıt, Anadolu’nun ve Hitit [Eti] İmparatorluğu’nun en batıdaki sınır işaretlerinden biri olması açısından dünya arkeoloji tarihi için muazzam bir öneme sahiptir.

Yazıt hakkında öne çıkan önemli detaylar şunlardır:

1. Konumu ve Fiziksel Yapısı

Doğal Sığınak: Yazıt, dağın yaklaşık 1000 metre yüksekliğinde, yandan bakıldığında dev bir insan yüzünü andırdığı için halk arasında Suratkaya denilen devasa bir kaya kütlesinin altındaki korunaklı duvara kazınmıştır.

Boyutları: Luvi hiyeroglifi kullanılarak yazılmış olan karakterler, 5-6 grup halinde yaklaşık 12 metre genişliğinde ve 4 metre yüksekliğinde bir kaya yüzeyine yayılmıştır.

2. Ne Anlatıyor? (Yazıtın İçeriği)

Kaya yüzeyindeki hiyerogliflerin zamanla aşınması nedeniyle okunması oldukça güç olsa da uzmanlar önemli bölümleri çözmeyi başarmıştır:

Mira Ülkesi: Yazıtın en solundaki grupta “Mira” kelimesi okunmaktadır. Mira, Geç Tunç Çağı’nda Hitit İmparatorluğu’na bağlı (vesayet altında olan) güçlü bir Batı Anadolu krallığıdır.

Büyük Prens Unvanı: Yazıtın en büyük ve en net kısmı olan 5. grupta, Hitit dünyasında başka hiçbir yerde rastlanmayan sıra dışı bir unvan keşfedilmiştir: “Büyük Prens” veya “Büyük Kral’ın Oğlu”.

Kupanta-Kuruntiya Bağlantısı: Araştırmacılar bu hiyerogliflerin, Hitit Kralı II. Murşili’nin yeğeni ve Mira Kralı Maşuiliwa’nın evlatlık oğlu olan Büyük Prens Kupanta-Kuruntiya ile ilişkili olduğunu düşünmektedir. Yazıda ayrıca “Kuwalaya” ismi de seçilebilmektedir.

3. Tarihsel Önemi Nedir?

Ege’deki Hitit [Eti] İmzası: Bu keşfe kadar Hititlerin Ege kıyılarına bu denli yaklaştığına dair kesin yazılı kanıtlar oldukça sınırlıydı (İzmir’deki Karabel ve Manisa’daki Akpınar anıtları gibi). Suratkaya, Hititlerin [Etilerin] Ege sınırlarını doğrudan kanıtlayan 3. büyük buluntu yeri olmuştur.

Sınır Taşı: Yazıtın çevresinde herhangi bir yerleşim veya kalıntı bulunmaması, buranın siyasi bir sınır belirleme noktası (Mira, Millawanda ve Karkissa ülkelerinin ayrım çizgisi) olarak kullanıldığını gösterir. Anıt, MÖ 14. yüzyılın sonu ile MÖ 13. yüzyılın başlarına (yaklaşık 3300 yıl öncesine) tarihlenmektedir.

Bugün maalesef açık havada korumasız durumda olan bu paha biçilemez yazıt, doğa şartları ve defineci faaliyetleri nedeniyle tahribat riski altındadır.

…..

TÜRK YURDU ANADOLU

Atatürk Anadolu’nun yedi bin yıllık Türk yurdu olduğunu söylemişti. İşte Beşparmak Dağları’nda 5500 yıl önceki Türk izleri.

Beşparmak Dağları’na “Latmos” denip durulmasının nedeni, bölgede uzun zaman kazı çalışmaları yapan Alman Arkeolog Dr. Anneliese Peschlow-Bindokat’ın yazdığı HERAKLEİA isimli bir kitapta bilinçli olarak bu dağların adına sürekli “Latmos” demesidir.

Daha kapakta “Latmos’ta bir Karia Kenti” diyerek başlıyor. Kapaktaki haritada tüm isimler Türkçe olmasına karşın, adı geçen dağa, “Beşparmak (Latmos)” demeyi yeğliyor. Onun ardındaki Latince haritada ise “Hareclea AD LATMUM/Pleistarcheia” sözcüğü dikkat çekiyor. Buradan öğrendiğimize göre daha önce Latmos’a LATMUM, Harekleia’ya ise Pleistarcheia deniyor olması.

Alman arkeolog kitabına bir kronoloji ile başlıyor. İlk kayıt:

İ.Ö. 2. Binyıl Latmos’un Hitit İmparatorluğu egemenliği topraklarına dahil edilişi

Ama Hititler zamanında bu topraklara “Latmos” denmiyordu ki.

13. yüzyıl Latmos bölgesinin Türklerin denetimine geçmesi

Kitapta bu dağların Latmos öncesi ve sonrası hangi isimlerle anıldığı hakkında bilgi yok. Çok nadir de olsa “Beşparmak (Latmos)” ya da “Latmos (Beşparmak)” şeklinde sözcüklere rastlıyoruz.

Bu sözcükler Alman arkeoloğa yardım eden Türklerin de diline yapışmıştır. Bunlar arasında Almanların Almanya’ya davet ettiklerinin de olduğu kanısındayım. Yalnız Almanlar değil diğer Avrupa Birliği ülkeleri de gerek kendi arzuları yönünde çalışmalar yaptırmak gerekse bilgi almak için fonlarından paralar verirler, ülkelerine “konferans”larına, “toplantılar”ına çağırarak işbirlikçi edinmek isterler. Bunun karşılığında yaptıkları çalışmalar ve paraların nasıl kullanıldığı konusunda raporlar isterler. Modern istihbarat yani…

Bunların yayınladıkları yazılara, iletilere, sosyal medya paylaşımlarına bakın papağan gibi Alman arkeoloğa öykünme vardır: “Latmos”, “Latmos (Beşparmak)”,Beşparmak (Latmos)”…

Beşparmak Dağları’na “Latmos” demek yanlıştır. “DOĞRU” (fact) değildir. Doğruymuş gibi yayıldıkça yayılan bir “YANLIŞ”tır (factoid).

Factoid, aslen yanlış veya uydurma olmasına rağmen basında sıkça tekrarlanarak gerçekmiş gibi kabul edilen bilgileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Yapılan iş sözde bilim yani “pseudoscience”dir.

Türkçede buna “galat-ı meşhur” diyoruz. Galat-ı meşhur, kelime, deyim veya atasözlerinin büyük çoğunluk tarafından yanlış kullanılması ve bu yanlışın zamanla doğrusunun yerini alması durumudur. Diğer bir deyişle “herkesin doğru bildiği yanlış”tır. Burada doğrusunu bilmeden yanlış yapan, duyduğunu papağan gibi tekrarlayan ve böyle yaparak “entelektüel” olduklarını sananlar söz konusu. Ama asıl korkutucu olanlar, bilinçli olarak emperyalizmin gönüllü hizmetçiliğini yapan ve bu bilgi kirliliğini yayanlardır.

BEŞPARMAKLAR’DA PAPAĞANLAR KOROSU

Muğla’da, Aydın’da ya da Türkiye’nin herhangi bir yerinde “Latmos” diye bir dağ yok; “Latmos (Beşparmak)” ya da “Beşparmak (Latmos)” da yok. Burada sözü edilen dağ Beşparmak Dağları‘dır. Bir yandan madenciler dinamitlerle parçalarken diğer yanda Helenseviciler tarih sahteciliğiyle 900 yıllık; ya da Etileri sayarsak çok daha eski Türk yurdunu, Beşparmak Dağları’nı Helenleştirmeye çalışıyorlar. Milli park olması gereken dağ Menteşe Dağları’na bağlı Beşparmak Dağları’dır.

Bir keresinde benim bu yönde yazılar yazdıklarıma karşın, en bilgililerine “Neden Beşparmak Dağları Platformu değil de Latmos Platformu?” diye bir yazı yazdırdılar. Ne yazık ki, o da doğruyu bulmak için değil, yanlışta ısrar etme çabası içindeydi. [4] Kendisine “Neden Latmos Platformu değil de Beşparmak Dağları Platformu?” başlıklı bir yazıyla yanıt vererek doğrusunu anlattım. [5] Sanırım anladı ki, uzatmadı.

Ne var ki, Beşparmak Dağları’ndaki “Latmos korosu” susmadı. Güçlendi! Ne yazık ki, “Latmos” sözcüğünü duyan gazeteler, radyolar, televizyonlar bile hiç sormadan, soruşturmadan, eleştirel gözle bakmadan sosyal medya papağanlarına katılıyorlar. Hep bir ağızdan aynı sesler: Latmos! Latmos (Beşparmak)! Beşparmak (Latmos)!..

Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına…

BİNLERCE YILLIK YURDUMUZ: ANADOLU

Evet, bir yanda vahşi Kapitalizmin gaddar madencilerinin dinamitleri, öte yanda kültür Emperyalizminin onmaz işbirlikçileri…

Tüm yurtseverlere de en az onlar kadar kararlı mücadele etmek düşüyor.

Türkiye topraklarını, tarihini, doğasını, ormanlarını, sularını, doğal güzelliklerini ve zenginliklerini madencilik adı altında yok ettirmeyelim.

BATILI DÜRÜST AYDINLAR

Uzun zamandır yapılmak istenen şey Türklerin bu topraklara 1071 Malazgirt Savaşçı sonrası geldiklerini kabul ettirmektir. Oysa artık Sümerlerin, Etilerin, İskitlerin, Etrüsklerin Türk oldukları belgelidir.

Avrupa halklarının kökenlerinde Türklerin olduğunu Batılı dürüst aydınların kendileri söylemektedir. Örneğin İsveçliler… İşte benim 2008 yılında çevirdiğim kitap İsveççenin Türkçeyle Benzerlikleri kitabı. Bu kitabı 1764 yılında Sven Lagerbring yazmıştır. Kendisi İsveç’in ilk tarih profesörüdür. İsveç’te ilk tarih enstitüsünü kurmuş ve o nedenle de İsveç Tarihinin babası sayılmıştır. Ardından bu kitaptaki kaynakları inceleyerek İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine kitabını yazdım.

Şimdi DNA araştırmaları ile bu akrabalıklar daha net bir şekilde ispatlanıyor. Batı bir yandan Türkleri aşağılamaya çalışırken öte yandan dürüst bilim adamlarının Türk bağları hakkındaki buluşlarına da engel olamıyor. Dürüst bilim adamları, tarihçiler Türk kökenlerini araştırıyor. Buluyor, ortaya koyuyor. Vardıkları sonuçlara şaşırıyor ama kabul ediyor. İşte Sven Lagerbring, Johan Ihre, Snorre Sturlesson, Philip Johann Stralenberg, Carl Gustaf Broacman, Karl O. Högström, Lotte Hedegaard Sørensen vb… Bizimkilerin ise umurunda değil. İnadına kendilerini inkar ediyorlar. Helenliğe pek öykünüyorlar.

Biz dürüst, eleştirel, bilimsel araştırmalara, sonuçlara önem veriyoruz.

Türkiye topraklarının Türklere ait olmadığını yaymaya çalışan sinsi amaçlılara engel olmaya, onlara alet olanları uyarmaya, uyandırmaya çalışıyoruz.

Reflekslerimizle değil, araştırmalarımızla, bilgimizle, aklımızla, düşüncemizle yazıyoruz.

Bunlar ışığında Türkiye’mize, Türk Tarihimize, Türkçe dilimize, Türkçe yurt adlarımıza sahip çıkıyoruz.

Darısı tüm tersini yapanların başına.

[1] https://www.soketarihi.com/v2/index.php/tarihte-soke/2-uncategorised ve https://mugla.ktb.gov.tr/TR-177909/herakleia.html

[2] https://www.ekodosd.org/index.php?view=article&id=1794:latmos-besparmak-daglari-neden-milli-park-olmali&catid=9
[3] https://haber.dk/latmos-degil-besparmak/37471

[4] https://www.yabansoluk.org/post/neden-be%C5%9Fparmak-da%C4%9Flar%C4%B1-platformu-de%C4%9Fil-de-latmos-platformu

[5] https://www.kultursanattv.com.tr/neden-latmos-platformu-degil-de-besparmak-daglari-platformu/

✍️ Yorumunuzla İçeriğe Değer Katın: Katkılarınızı bekliyoruz!

“Abdullah Gürgün: Beşparmaklar’da Doğa ve Tarih Tahribi” için bir yanıt

  1. TÜRKİYE BÜYÜK BİR SARMALIN İÇİNDE EGE DENİZİ AKDENİZ E KARADENİZDE SIKIŞMIŞ BİR DURUMDA
    Ukrayna Savaşı Orda Ticari Gemilerimize saldırı yapılarak Tahrik politikası izleniyor
    Ege Denizinde Yunan tahrikleri İsrail kışkırtmaları ile ortam haylı gergin Yunanlıların
    ve Türklerin Ege Bölgemize askeri yığınak yapmamız Ortamı çok gergin hale getirmiştir
    bunun Amacı İsrail,de Netanyahu nun seçimi kazanması yunanista da seçim var seçimi kazanmak
    İçin Türkiyeyi düşman olarak gösteriliyor yani Amaç seçim kazanmak fakat bu sınırlı gerginlik
    birden tahmin edilemiye bir duruma gelirse içinden çıkılamaz bir hale gelirki hiç kimsenin
    İstemediği bir şeydir Şimdi Bazıı Aklı eveller Nato vardiyebiliyor şöyle tato tarihine bir bakın
    Hiçbir zaman bölgesel çatışmalarda taraf olmamıştır Çünkıi Kıbrıs barış harekatını yaptığımız
    1974 yılında nato,yu devreye sokmaya Çok uğraştığı halde Nato bölgesel seavaş diye taraf olmadı
    sadece Amerika dan Ambargo ile Cezalandırıldık Yani bu durum çok kritik bir durumdur

En sON EKLENEN İÇERİKLER

Tarihten Yazılar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin